AKTÜEL TARİHÇE EBRULİ ALMANYA ANTALYA DÜĞÜNLER OKUL DUYURU BAŞSAĞLIĞI ÖZEL HABER
Gelenek, görenek, çağdaşlık, cehalet...Tarih 18 Aralık 2022, 14:26 Editör: Editör Aliseydi SEVİM

Gelenek, görenek, çağdaşlık, cehalet...

Gelenek, görenek, çağdaşlık, cehalet...

Rahmetli Hıdır abinin, gelenek ve göreneklerimiz gereği yapılan cenaze töreni, defin sürecine katılan canlara ilk gün ve bir sonraki gün “üçü” dolayısıyla bütün sevenlerine Fethiye Cem evinde yapılan lokma ikram edildi. Mezarı çiçeklerle bezendi. Allah rahmet eylesin.

 

Rahmetlinin can ciğer, dost hısım ve akraba çevresinin  katılımı bu süreçte benim nazarımda oldukça anlamlı idi. Bazı ham ervahlar var... Bunlar aynı zamanda kendilerini “ilerici ve çağdaş(!?)” da addediyorlar. Bu gibi süreçlerde harcanan para şuraya harcansaydı diyenler var, önceden beri. Ben bu törenselliği önemseyenlerden biriyim. Bu duyarlılığı ise takdirle karşılıyorum.

 

Bu defin  sürecine binlerce km. den gelmiş gençlerde vardı. Bu ayrıca anlamlı. Çünkü uygulamanın içerisinde öğrenir bir insan gelenek ve göreneği. Mesela; ben Almanya’ya gittiğimde, çocuk olduğunu bildiğim evlerde de misafir oldum. Çocuk olan birçok ev sanki çocuksuz evlerdi... Çocuk göremedik yani! Böyle olunca, bu çocuklar nerede öğrenecek eve gelen birine merhaba yada hoş geldin deme, güleryüz gösterme adetini?

 

Düğüne, bayrama, vakti gelince yas yerlerine götürülmezse nasıl öğrenecek bu töre yi? Burada da, 15-25 yaş aralığında, kendi akranları arasında imiş gibi, anne babası kuşağında ve ilk kez aynı mekanda bulundukları insanlar yanında kaykılarak sandalye ve koltuğa serilip, bacağını sandalyenin, koltuğun başına doğru uzatarak oturan, rahatça sigarasını içen gençler görmekteyiz. “Abisi, ablası daha küçük, askere giderse, evlenirse aklı başına gelir,” diye kendisini teselli ediyor ebeveynler. Çocuklukta öğrenmezse, eskilerin deyişiyle ilerde “nah gelir” bunların akılları başlarına.

 

Felsefe der, bir filozof; “düşünmüş olduğun yada düşünmüş olduğunu sandığın şey üzerinde, hiç düşünmemiş gibi bir daha düşünmektir, bir daha, bir daha...” Aristo ve Kant’ın bir çok düşüncesine muhalif olan Alman Filozof Hegel, Aristo’ya karşılık olarak “İnsan düşünen bir varlıktır, derler; sanki insandan başka inanan bir varlık varmış gibi,” der. “Yani insan, inanan bir varlıktır.” da der. Yalnızca düşünen ve inanan bir canlı mıdır insan? “Manevi, ruhsal – duyusal, duygusal” dünyası da olan bir canlı değil midir insan? Klasik psikoloji; İlm-i Nefsiye(Pusike, ruh, espiritus) olarak ta ifade edilir. (Aristo ile Platon’un düşünce sisteminin bir parçasıdır: duyu, duygu ve ruhiyat.)  Psikoloji, Nöropsikiyatri neyin bilimi, “insanın manevi ve ruhsal bir dünyası” yoksa?

 

İşte, doğumdan ölüme kadar geçen süreçlerde, insanların uygulamakta olduğu bu törensenlik, örf ve adetler, alışkanlıklar, insanın bu manevi, ruhsal dünyasının dengelenmesine dairdir. Yani kayıp edilenden daha çok geride sağ kalan insanlara hitap eder bu gelenek ve görenekler. 

 

Bir ömrünü sizinle geçirmiş, hele çocukları için ise onların varlık sebebi olan “o insan” elveda demiş ve ebedi olarak sizden ayrılmış... Bu gibi durumlar insan ruhunda çökkünlük, depresyon yaratır. Bir depremde yaşadığınız evinizin başınıza yıkılması ve açıkta kalmanız gibi bir ruh hali, bu.

 

Böylesi depresyon, çökkünlük, yas durumunda yüzlerce tanıdık, dost, arkadaş ahbap ile kavim- kardeş, hısım - akraba oraya geliyorlar ve “yasınız yasımız, gideni geri getiremeyiz, onun yerini tutamasakta bundan sonra biz varız yanında, bizimlesin, yalnız değilsiniz” demiş oluyarlar (hal diliyle), bu törende bulunmakla. Ve gözünün içine bakarken elinizi sıkıp, kucaklayıp: “canınız sağolsun,  Allah rahmet eylesin,” diyorlar. Bunun parasal karşılığı olabilir mi? Ben fiyat biçemem buna; çünkü alınıp satılacak bir malın, metanın fiyatı olur.

 

Bu “maddeci ve ilerici arkadaşlar -  bana göre bu eğilim itirazcı ve nihilist yapılanma,” aynı mekanda bulunan insanların göz temasının, birbirine dokunmasının ve sohbetinin psikososyal, fizyolojik süreçlerini ve bunların faydalarına -eksik olduğunda zararlarına- dair, sistematik olarak ne söylüyorlar? bilmiyoruz. Söyleseler, bizi aydınlatsalar da bizde işitip hidayete ersek iyi olurdu. Bunlar para ile satılıp alınamayacak şeylerdir. Yas tutan da yanına gelen dostlarına bir yemek veriyor. Bundan doğal ne olabilir?

 

       *      *     *

 

Üstad; Cehalet üç katmanlıdır der... 1.Cehl-i basit, 2.cehl-i mürekkep ve 3.cehl-i mik-ap. Birincisi bilmeyen. Ama bilmediğini bilen; öğrenme imkânı vardır; bu gibilerin. Gösterilen bir şeyi, misal kalemin ne olduğunu bilmemek gibi. Bu cehalet birinci katman olduğu için ümitli bir vakadır. İzale edilebilir yani, bu öğrenme ile telafi edilebilir bir cehalettir.

 

2. 'Cehl-i mürekkeb': Bilmeyen; ama bilmediğini de bilmeyen. Bu iki katmanlı cahilliktir. Bu vaka kapsamındakiler bilmediğinin bilincine ermedikçe, bunların öğrenme imkânı yoktur. Yani (iki katmanlı)cahillikten  kurtulamaz. Bu vaka için kalem örneğini verecek olursak; gösterilenin kalem olmadığını bilmez, hem de kaleme misal”çubuk” der. Yani kalemin kalem olduğunu -çubuğunda kalem olmadığını- bilmediğini de bilmez.

 

3. 'Cehl-i mik'ab': Bilmeyen, bilmediğini de bilmeyen ama buna rağmen en doğruyu bildiğini de iddia eden. Üç katmerli câhil. Üç-boyutlu cehalet; yani derinliği olan cehalet. Bırakınız bir şey öğrenmeyi, iddialı olduğu konuda kendisine bir şey öğretmek bile mümkün değildir. Kendisinin bilmediğini kimsenin de bilmediğini varsayar. Dolayısıyla, kendisinde eksik olduğunu ve olabileceğine ihtimal vermediğinden yeni  bir bilgi girişine kapalıdır kafası. Onun öğreneceği değil, öğretecekleri şeyler vardır. Ümitsiz vaka gibi bir şey yani...

 

Bu üçüncü tipler için bir başka hoca: “O kadar ki, dünyanın en kısa konusu hakkında en uzun konuşmayı dehasının bir göstergesi sayar.” bunlar der.

Yukarıda üç başlığın, İlim- irfan, alim- arif kavramları açısından değerlendirilmesi  konuyu dağıtır. Bu  yüzden girmiyoruz, bu alana.

 

Cehl-i Mürekkebe, iki katmanlı cahilliğe bir örnek. Bu yörede yaşanmış bir olay.... Adam  şiddetli baş ağrısı ile acil servise gider, doktor bir takım tetkikler ister, fakat bir an  önce ağrının dinmesi için bir iğne yaptırır. Adam kızar ve maraz çıkarır; “ben başım ağrıyor diyorum, doktor popoma iğne yaptırıyor, ne alaka? ” diye.  Hastanın, adamın mantığı da bir mantık, akıl elbette. Anlamıyor doğal olarak.  

 

Bak ağa. Yaşını başını almış, şükür dünyalığını da biriktirmişsin. Bazı makam ve mevkilerde de hizmetlerin olmuş, ailen ve çevrende belli bir saygınlığa da ulaşmışsın. Eyvallah. İstediğin gibi de düşünebilir, zannedebilirsin. Zannına saygım da var; fakat zannında ısrarcı olma. Bir alanda yeteri kadar ihtisas yapmamışsan- ki onlar, ihtisas yapanlar dahi böyle cümleler kurur-; kesin olmayan, olasılık, ihtimal, zannımca... gibi cümleler kur. Katı ve kesin olma!

 

O öfkelendiğin doktor var ya? Altı yıl tıp okudu. Beş altı yılda uzmanlık. Hala okumakta, denemekte o alanda. Bu bilgi ise asırlar sürecinden üzerine konarak geliştirilen bir seviyenin bilgisi. Yani binlerce gün, yüzlerce hafta ve on binlerce saat mesai harcadı, ihtisas yaptı ve yapmakta. “İşte bu yüzden, senin popondaki iyne ile baş ağrın arasında kuramadığın alakayı-bağı-, o kuruyor-sen kuramıyorsun.”

 

Geleneğimiz gereği yapılan törensellik ile insan sosyalliği, ruhsal dünyası ve duyguları arasındaki bağı kuramayanlar, bu gelenekleri kaldıralım diyorlar... Yani, bu törenselliğin maddi tutarını, oraya değilde şuraya kullanalım gibi, önerilerde bulunuyorlar. Psikoterapistler, hastanın / danışanın bir travmasının tedavisi /terapisi sürecinde,  yeni bir travma ile karşılaştığımızda, “çözemeyeceğimiz yada çözmeyeceğimiz o yeni travmaya dokunmayız” derler. İnsan ruhundaki o travmaya dokunur, onu yerinden oynatır ve çözümleyemez ve rehabilite edemez isek, o insana faydadan çok zararımız dokunur derler.

Yerine daha kemalini koyamacağınız bir taşı yerinden oynatmayalım. Bakarsınız, yeni diye koymak istediğiniz taş, asırlardır, binlerce yıldır toplumun kullandığı ve kullanmaya devam etmekte olduğu bilinen taşlardan biridir...  Yada oluşturduğunuz boşluğu öngöremediğiniz zararlı bir alışkanlık doldurur. Zahmet etmeyin yani. Onu kaldırıp şunu koyalım demekle oluyor mu bu işler? Odan da ki mobilyaların yerini mi değiştiriyorsun; yoksa saçının modelini mi değiştirdiğini sanıyorsun?

İnsanın değiştirilmesinden, toplumun değiştirilmesinden bahsediyorsun, bunun farkında mısın? İdealler ile hakikat arasındaki makas, insanlığın çözmekte en çok zorlandığı problemdir. Bu sosyoloji, psikoloji, nöro psikiyatri, davranış bilimleri, inanç sistemleri...  gibi bir çok disiplini ilgilendiriyor. Öyle basit değil yani.

Hele bir düşün... Anneni- babanı, eşini, çocuklarını değiştirebiliyor musun? Hele hele de kendini ne derece değiştirebildin? Kendini dahi değiştirmeye gücün yetmezken, onu kaldırıp yerine şunu koyalım moduna  girerek toplumu dünyayı değiştirmeye kalkıyorsun. Bunun farkında mısınız? Bir soralım kendimize, ailemizin bize mal ettiği partimizi, inancımızı değiştirebildik mi? Daha tuttuğumuz takımı değiştiremediğimizi bir hatırlayalım.

 

Asırlar değil, binlerce yıl önce ne demişlerdir insanlığın büyükleri: “Kılıçlardan budama makası, mızraklardan çardaklar yapacağız; insanlar barış ve kardeşlik içerisinde gülen yüzlerle yaşayacaklar.” Bu damara değil, insanın iliklerine işleyen hoş rüyalar, hülyalar, edealler... Buna itiraz edilebilir mi? Bu gün insanlık, kılıçlar ile mızrakları bırakalı çok oldu; fakat bunlardan çardaklar ve budama makasları yap(a)madılar. Nükleer başlık taşıyan bir kaç füzenin düğmelerine basarak bütün insanlığı bir çok defa yok edecek silahlar yaptılar.

Ümitsiz olmayalım. Fakat onu kaldırıp  yerine bunu koyalım ile olacak kadar basit değil bu işler. Yapay zeka sayesinde, sınıflar değişiyor, sosyoloji, toplumsal yapı değişiyor, bionik insana,  insansı yapılar(humanoid, animoid) ve bunların karmasından oluşan yeni toplumsal hayat oluşuyor. Human genom, Avatar 2045 projeleri... ve bu alanlardaki gelişmeler. Bu yeni Teknolojilerin 4.0 -5.0 evreleri, idealleri ve yönümüzü yaniden biçimlendiriyor.

Bana göre, yukarıda fikrinden yararlandığım üstat gibi Prof. Dr. İ.Hakkı AYDIN’da bir polimat. Aydın hoca, “milattan önce bilim bin yılda bir ikiye katlanıyordu, milattan sonra 500 yılda bir ikiye katlanır oldu. Şimdi ise 72 saatte, yani üç günde bir bilim ikiye katlanıyor. Bunun, mevcudun ortalama %30’u ise her katlanma süreci sonucunda eleniyor, geçersiz oluyor. Çünkü, bir bilimsel teorinin doğruluğu, ondan daha doğrusu çıkana kadar doğru ve ve geçerlidir,” diyor.

Artık bildiklerimizi aşan yeni yeni hesaplar ve idealler oluşturmak gibi bir zorunluluk ile karşı karşıyayız.

Ben kendi adıma oldukça temkinli olmaya ve haddimi bilmeye büyük özen gösteriyorum- şu şöyledir derken. Dünya çok hızla değişiyor çünkü. Hayat sizin, takdir sizin...

14 Aralık 2022

Aliseydi

 



  |  Bu haber 5606 defa okunmuştur.

Güncel  KATEGORİSİNDEN HABERLER

Fethiyeli İki CHP Millletvekili Aday Adayımız - Mart 2023

Fethiyeli İki CHP Millletvekili Aday Adayımız - Mart 2023 Fethiyeli İki CHP Millletvekili Aday Adayımız - Mart 2023

Bahar Manzaraları - Mart 2023

Bahar Manzaraları - Mart 2023 Bahar Manzaraları - Mart 2023

Altı Şubat 2023 Depremi MALATYA

Altı Şubat 2023 Depremi MALATYA Altı Şubat 2023 Depremi MALATYA

Bilgisayar - İnsan ve Aslan

Bilgisayar - İnsan ve Aslan Bilgisayar - İnsan ve Aslan

Kahraman PEKTAŞ'ın Bahçesinin ve Samanlığının Kundaklanması (Budanması) - Malatya Fethiye

Kahraman PEKTAŞ'ın Bahçesinin ve Samanlığının Kundaklanması (Budanması) - Malatya Fethiye Kahraman PEKTAŞ'ın Bahçesinin ve Samanlığının Kundaklanması (Budanması) - Malatya Fethiye

Anılar ve Alisa

Anılar ve Alisa Anılar ve Alisa “Godot’ya ne diyeyim, diye bize sorarsa birgün bir yetimin gözleri, Vladimir (Didi) gibi biz de, s...

Beyaz ve Zenci Türkler (Fethiyeliler) 2

Beyaz ve Zenci Türkler (Fethiyeliler) 2 Beyaz ve Zenci Türkler (Fethiyeliler) 2

Duyuru: Mer. Vahap ÇEVİKER'in Senesi ve anısına Kızıldelide Lokma

Duyuru: Mer. Vahap ÇEVİKER'in Senesi ve anısına Kızıldelide Lokma Duyuru: Mer. Vahap ÇEVİKER'in Senesi ve anısına Kızıldelide Lokma

Burada da bir “baskan” var. 1 MAYIS 20121

Burada da bir “baskan” var. 1 MAYIS 20121 Burada da bir “baskan” var. 1 Mayıs 2021

Fotoğraf Makinesi Kampanyası ( 2008-2012-2015 )

2008 – Ahmet ASLAN: 400 EURO

2008 – Diğer arkadaşlar: 600 EURO

2008 – Toplam: 1000 EURO

Bitti

2012 - Seyit  ÇAĞLAR : 30 Euro  

  2012 - Aliman SEVİM : 40 Euro

  2012 - Ali ASLAN : 10 Euro

  2012 - Hasan AĞKAYA : 20 Euro

  2012 - Ali ALTUNOK :20 Euro

  2012 - Ali İhsan GÜLER : 50 Euro

  2012 - Metin ÖKSÜZ : 30 Euro

  2012 - Naki ÖKSÜZ : 20 Euro

  2012 - Rıfat ÖKSÜZ : 50 Euro

  2012 - Hüseyin ÖKSÜZ : 50 Euro

  2012 -Murat İLHAN

           (Zeynal oğlu):50Euro

  2012 - Fatma İLHAN

           (Hasan Kızı):10 Euro

  2012 -Zeynep KORYÜREK:20 Euro

  2012 - Elif GÜN :10 Euro

  2012 - Piri İlhan

          (Minnet oğlu):30 Euro

  2012 - Hüseyin YILMAZ

         (Güldalı oğlu):30 Euro

  2012 - Turabi TEMİZ : 20 Euro

  2012 - Hikmet GÜLER : 40 Euro

  2012 - Hüseyin İLHAN

           (İbrahin oğlu):20 Euro

  2012 - Hasan ÇEVİKER : 10 Euro

  2012 - Zeynep GÖÇER : 20 Euro

  2012 - Necmettin ÖKSÜZ : 20 Euro

  2012 - Sultan AKKOYUN: 50 Euro

  2012 - Ali Ekber PEKTAŞ : 20 Euro  

  2012 - Yusuf ALTUN  : 20 Euro

  2012 - Mehmet İNCE : 15  Euro

  2012 - Mustafa(Vaylo)

             OLGUN:50 Euro

  2012 - Ahmet OLGUN : 50 Euro

  2012 - Hasan AKŞAHİN :10 Euro

  2012 - Aliseydi UÇAR : 50 Euro

  2012 - Veli ÇAĞLAR  : 10 Euro

  2012 - Fahri ÖKSÜZ  : 20 Euro

  2012 - Kasım YILMAZ : 50 Euro

  2012 - Kadir ÇAĞLAR : 20 Euro

  2012 - Hasan AKŞAHİN

             DEDE:10 Euro

  2012 - Hacı ÖZSEVİM : 20 Euro

  2012 - Duran AYDOĞAN:30 Euro

  2012-Hüseyin Rahmi

          ÖZTÜRK:50 Euro

  2012 - Ahmet ÖZTÜRK (Köln):30 Euro

  2012 - Vahap ÇEVİKER :10 Euro

  2012 - Kenan GÜVERCİN : 10 Euro

  2012 - Sezai ALTUN : 10 uro

  2012 - Bektaş AKŞAHİN : 20 Euro

  2012 - Veli İLNCE : 10 Euro

  2012 - Ziyade ŞENKAYA : 10Euro

  2012 - Hasan KARAGÖZ :10 Euro

  2012 - Hasan AKDOĞAN : 10 Euro

  2012 - Hüseyin AKDOĞAN 10 Euro

  2012 - Turan GÖÇER : 10 Euro

  2012 - Cengiz SEVİM : 20 Euro

  2012 - Bektaş Hacı AKŞAHİN:10 Euro

  2012 - İsmail AĞKOÇ : 20 Euro

  2012 - Aliekber AKKAYA : 20 Euro

  2012 - Erdinç ASLAN : 10 Euro

  2012 - Ali ARKADAŞ :10 Euro

  2012 - Hasan (Fikriye)

             ÖZACAR:20 Euro

  2012 - Ahmet KAYGUSUZ

           (Arguvan’lı):10 Euro

  2012 - Avades ALTUN

            ( Der. Bşk.):50 Euro

  2012 - Havaşin MARKET

             (Arguvan’lı):20 Euro

  2012 - Hasan ÖKSÜZ : 10 Euro

  2012 - Haydar ER

            (Müslüm oğlu):50 Euro

  2012 - Tamam SOFU :10 Euro

  2012 - Musa ÇİFTÇİLER: 10 Euro

  2012 - REISE BIRO

     Firat, Ober-Ramstadt :20 Euro   

  2012 - Vahap ASLAN(Culfalı): 30 Euro

  2012 - EURO SÜPER MARKET

             DARMSTADT:20 Euro

  2012 - Hüseyin ER (Köln) : 50 Euro

  2012 - Vedat ÇALIŞKANOĞLU: 5 Euro

  2012 - Kamber ÇAKMAK : 5 Euro    

  2012 - Hüseyin AYDOĞDU

            (Şahin oğlu): 50 Euro

  2012 - Meliha YÜCEL : 50 Euro

  2012 - İsmail SEVİM

  (Haydar oğlu): 20 Euro

  2012 - Necati-Zekine KILIÇ :20 Euro

  2012 - Erdal ÇALIŞKANOĞLU: 20 Euro

  2012 - Hüseyin ÇALIŞKANOĞLU

           (Süleyman oğlu) : 20 Euro

  2012 - Yılmaz GÜLER: 20 Euro

  2012 - Mehmet AKDOĞAN:20 Euro

  2012 - Bektaş ile Hünkar

             ALTUN: 80 Euro    

  2012 -  TOPLAM : 1915 EURO  

   Bitti

2015 - Eski bozulan makinenin

           sigortasından alınan:75 EURO

2015 – Aliseydi KARGIN : 50 EURO

2015 – Erdoğan BIÇAKCIOĞLU : 50 EURO

2015 – Sefa ALTUN : 50 EURO

2015 – Murat İLHAN

(Sarhoş amcanın torunu):50 EURO

2015 – Abbas PEKTAŞ

(Yusuf oğlu): 50 EURO

2015 – Yusuf ALTUN : 30 EURO

2015 – Merdan ŞENOL : 50 EURO

2015 –  Hasan ALTUNOK

(Hüseyin&Hatice oğlu) : 20 EURO

2015 – Abbas KORYÜREK : 30 EURO

2015 – Hasan KARAKOÇ

 (Donjuan'ın oğlu) : 20 EURO

2015 – Piri SOFU : 10 EURO

2015 – Haydar GÜN : 50 EURO

2015 – Hacı ÖZSEVİM : 25 EURO

2015 – Abbas ÖZSEVİM : 25 EURO

2015 – Ali Ekber AKŞAHİN : 20 EURO

2015 – Veli İNCE : 10 EURO

2015 – Ali Agırdemir (Köln): 50 EURO

2015 – Kasım YILMAZ : 50 EURO

2015 – Hüseyin YILMAZ

(Filip - Fattey bibini torunu):50 EURO

2015 – Hüseyin ÇİFTÇİLER : 50 EURO

2015 – Avades ALTUN : 50 EURO

2015 – Ali İhsan UÇAR : 25 EURO

2015 – Seyit ÇAĞLAR : 20 EURO

2015 – Hüseyin AKKAYA

( Yeter Oğlu) : 20 EURO

2015 – Piri İLHAN : 50 EURO

2015 – Haydar ER : 50 EURO

2015 –  Hüseyin ÇAVUŞ

(Igdırlı):10 EURO

2015 – Naki ÖZSÜZ : 20 EURO

2015 – Mesut  İLHAN : 20 EURO

2015 – Hüseyin ÖKSÜZ

(Naki oğlu) : 20 EURO

2015 – TOPLAM : 1075 EURO

Bitti

2012 - Sayfası…

2015 Sayfası…


Fotoğraf Makine Kampanyası -2021

2021 - Ahmet ASLAN: 500 EURO; 2021-Ali ŞEN “Arguvan”: 500 EURO; 2021 – Zeynal AKDOĞAN: 200 EURO;  2021 – Ali ÖZACAR: 50 EURO; 2021 – Vahap İLHAN: 50 EURO; 2021 – Vedat İLHAN: 50 EURO;  2021 –Robert YANAR: 50 EURO; 2021 – Can YANAR: 50 EURO; 2021 – Özkan ÇAKIR: 50 EURO; 2021 – Ecevit ÇAKIR: 50 EURO; 2021 – Erol YILMAZ: 50 EURO; 2021 – Abbas YÜCEL: 50 EURO; 2021 – Metin İLHAN: 50 EURO; 2021 – Hüseyin ÖZİLHAN: 50 EURO; 2021 – Zeynal ÜSTÜNER “Arguvan”: 100 EURO; 2021 – Eyüphan AKDOĞAN: 50 EURO; 2021 – Hüseyin AKDOĞAN: 50 EURO; 2021 – Hüseyin ŞENOL: 50 EURO; 2021 – Ali Ekber GÜLER: 50 EURO; 2021 – Hüseyin YILMAZ-Ali oğlu-: 50 EURO; 2021 – Oktay TURAN “İğdirli”: 50 EURO; 2021 -  TOPLAM:2150 EURO; 2021 – Latife ile Hüseyin GÜN “İstanbul” 1 ad. Video çekim için aydınlatma LED:1250.TL. ; 2021- Yusuf EROL: 200 TL; 2021 – MAKİNE VE LED AYDINLATMA ALINDI. KITILIMCILARA TEŞEKKÜR EDERİM. www.aliseydi-sevim.com

DUYURU TAKVİMİ

HARİTA: MALATYA FETHİYE

Aliseydi SEVİM Aliseydi SEVİM
Hele bakın gömleğimiz ne taraftan yırtılmış?
Aliekber Pektaş Aliekber Pektaş
Gül-güle büyük, efsane insan, lider: Fidel Kastro
Seyit Çağlar Seyit Çağlar
DAR AGACINA ASTILAR SEYIT RIZAYI,NEYLEYIM – Seyit ÇAĞLAR

LUZÜMLÜ TELEFONLAR



Kınay Çiçekcilik: 0 422 323 86 76
Kınay Çiçekcilik: 0 542 368 10 03

Karmen Çiçekcilik:0 422 323 10 84
Karmen Çiçekcilik:0 542 210 16 69

Sahan Yemek: 0 422 325 29 30
Sahan Yemek:0 530 227 02 79

Orhan Yemek: 0 422 336 88 22
Orhan Yemek: 0 533 720 20 09

Gülüstan(Sevim) Kuaför: 0 422 322 81 65
(Aliseydi) Karakaş Emlak: 0 422 324 20 60

Yazıhan Belediyesi: 0 422 751 40 54
Kaymakamlık Makamı: 0 422 751 42 12
Yazıhan Maliye: 0 422 751 41 12
Yazıhan Tapu: 0 422 751 42 00
Yazıhan Hastahane: 0 422 751 41 05
Yazıhan Nüfus: 0 422 751 42 30

Ziraat Bankası /Yazıhan:  0 422 751 44 03
Emlak / Nihat GÜLER: 0 422 325 15 34
Mobil: 0 532 794 24 02

Yazıhan Emlak / Kaya Emlak
Süleyman KAYA: 0 537 380 05 04

MASKİ
Malatya Su İdaresi
Arıza: 185
Genel Müd. :377 74 44
444 51 44

Elektrik Arıza
444 91 86

Telefon Arıza ve Bilgi
444 1 444

İnternet Arıza

444 1 375







FACEBOOK

Sık Sorulan Sorular

Sitemizin güncellenmesi devam etmekte.

2011 yılından bu güne kadar olan veriler işlendi; Açılmayan videoların sebebi, o videoların bulunduğu hesabımızı Youtube’nin silmesinden dolayıdır.

2011 yılı öncesine ait olan verilerin işlenmesi zaman alacak. Fakat hemen hemen geçmişe ait olan resimlerin tamamının kopyası var. Yakında onların tamamına nasıl ulaşacağınız açıklanacaktır.

Aradığınız eski haberleri bulmak için: Sayfamızın üst ve alt kısmındaki menüde “Arşiv” linkini tıklayınız. “Anahtar Kelime” karşılığına aradığınız haber başlığından bir iki kelime yazın, “Haber Ara” yı tıklayın.

Aradığınız kelime başlıkları sıralanacaktır. Büyük harfle aradığınızı bulamazsanız, küçük harflerle yazın.

Başka bir yolla “Google” ye yazıp arayın. Google sitemizdeki haberi bulur. Bütün bunlara rağmen aradığınız bulamazsanız,

Sitemizin alt ve üst kısmındaki "İletişim" menüsünü tıklayıp, bana mesaj gönderiniz.

Yazar isimlerinin sıralanması otomatik olarak, en son yazan yazarın en üste gelmesi şeklinde oluşmaktadır

Site Sloganımız: 2005 - 2022

2005 &  2022
www.aliseydi-sevim.com
aliseydisevim@gmail.com 

Otobüs Seferleri

                     OTOBÜS SEFERLERİ

         MALATYA                               FETHİYE

                                                          06,10

          07:15                                       08:30

          09:45                                       11:00

         13:30                                        14:45

         16: 00                                       17:00

         18:30                                        19:45

Tüm videolar

  Prof.Dr. Sinan CANAN
 

Prof.Dr. Sinan CANAN

İzlenme:6360

   
  Mutlu Olmak: Özgür Bolat at TEDxIhlasCollegeED
 

Mutlu Olmak: Özgür B

İzlenme:6334

   
  Prof. Dr. Acar BALTAŞ
 

Prof. Dr. Acar BALTA

İzlenme:5776

   
  DOĞA İÇİN ÇAL 4 - ALYAZMALIM SELVİ BOYLUM - HD
 

DOĞA İÇİN ÇAL 4 - AL

İzlenme:16068

   

Ayın Şiiri


Şerefle bitirilmesi gereken en asil görev hayattır.


Bir lokma ekmek ( ve zevk) için şerefini çiğnetmeye;


bir anlık eğlence için servetini tüketmeye,


bir zamanlık mevki için el ayak öpmeye,


insanları ezip geçmeye,


günlük menfaatler için onurunu terk etmeye,


bir kısım insanlara kızıp


tüm insanlara düşman olmaya değmez bu hayat!



Can Yücel


Mydeign Haber Temaları -http://habersitesikur.tk

Fethiye'nin Dünyaya Açılan Penceresi
Ekstrafikir.com mydesign haber temasıdır.