AKTÜEL TARİHÇE EBRULİ ALMANYA ANTALYA DÜĞÜNLER OKUL DUYURU BAŞSAĞLIĞI ÖZEL HABER
Anneleri Günü 2019Tarih 12 Mayıs 2019, 10:31 Editör: Editör Aliseydi SEVİM

Anneleri Günü 2019


Anneleri Günü


12 Mayıs 2019 Anneler Günü… Yıllardır 12 Mayıslarda kutlanan Anneler Günü gibi. Her benzer anılan günler gibi: Babalar, Kadınlar, Sevgililer.. günü gibi, kapitalizm tarafından içi boşaltılıp, arz (hediye alışverişi - tabii birazda yavan duygu) artırma için fırsat günlerine dönüştürülmüştür…


Oysaki oluşturulması gereken farkındalık, anneler de insanı, babalarda insanı, sevgilide insanı: insandaki anneyi, babayı, segiliyi; kısaca kısmı deki, parçadaki bütünü, sıfattaki Zatı görmeyi gerektirir.


Sığlık, kişinin annesini görüp, anneleri ve annedeki insanı, Hakk’ı görememesi demektir… Diğer günler için de bu böyledir.27 Mayıs 1995, Cumartesi Anneleri’ni ise hiç söylemeyin… Birilerinin tüyleri diken diken olur bunları duyunca!


6 Mayısta darağacında üç fidanın asılması… Bu sığ ve yavan bakış sonucu bir kesim tarafından bunlar kahraman Devrimciler. Diğer kesim tarafından bunlar, asılmayı hak eden hainler di.


Yalnızca solcular asılmadı, gadre uğramadı bu ülkede. Bu devletin milis gücü olduğuna inandırılmış, Ülkücüler’de asıldı.  “1980-84 yıllarında 50 kişi idam edildi. Bunların 18'i sol, 8'i sağ görüşlü ve 23'ü de adli suçtan hükümlüydü.”


Bütün kıyımlar, acılar, işkenceler... sermaye putuna avamın verdiği kurbanlar gibi gözükmekte. Kurbanda biziz, boğazlayanda. Bu gibi durumlar ise geri kalmış ülke insanlarının çapsızlığından kaynaklanmakta. Sermaye bu insanların yalnızca para değil, bilgi ve akıl fukaralığı dan beslenmekte…


“Bu vatan için” devrimciler olarak faşistleri, ülkücüleri; faşistler olarak komünistleri, devrimcileri öldürdük. Sonra apoletli daha donanımlı birileri çıktı ve düdüğü çaldı: “Bu vatanın asıl sahibi biziz,” çekilin yoldan deyip, önüne geleni deliklere tıktı ve bir kısmınıda astı.


Çünkü tek tabanca yetiştirilmiş kesin inaçlılardanız. Yani bütün ilmini tek bir kitaba borçlu. Tek bir ideolojiye, inanca, ideale, bir  “izm”e…


Tek ayak üzerinde yaşam cezasını çekerken uyanan ve ülkemizin önemli bir düşünürü olan Dücane CÜNDİOĞLU, iki ayak üzerine basarak yaşamaya karar verir ve var olan bütün grupların dışına çıkarak, hayatı, hakikati anlamak için kendini okumaya verir. “Artık kendime doğruluğunu isbatlamadağım hiç bir şeyi savunmayacağım ve kendime yanlışlığını kanıtlamadığım hiç bir şeye karşı çıkmayacağım” diyerek.


12 Eylül döneminde zindanda iken, numaralar ve bazende isimler okunarak işkenceye çağrılırdık. Ayakları üzerinde gidip, kollarımıza girilerek bir torba gibi getirilip zindana bırakıldığımız da, devrimciler bizim, bizde onların yaralarının sarılmasına yardım ettiğimiz ve ekmeğimizi paylaştığımız olurdu. Ülkücüleri, solcu polisler; devrimcileri ise sağcı polisler sorgulardı. Böylece hiç bir vicdani rahatsızlık duymadan rakip, taraftar polisler olarak diğerlerine işkence ederlerdi, diyor. Bir de Diyarbakır Cezaevini hatırlayın… Bu memleket adına, bu memleketin evlatları olarak, bu memleketin evlatlarına ne kadar kötülük etmişiz. Ürperiyorum, ah ediyorum bu durumlara düştüğümüze ve düşürüldüğümüze.


İşte böyle yapa yapa. Sivili, askeri, polisi; siyasisi, yargısı... olarak, T.C. adına, her kesimde hesapsız T.C. düşmanı yarattık… OYSAKİ BİR TEK ÜLKEMİZ VAR, T.C:TÜRKİYE CUMHURİYETİ.  Bir itirazımız, öfkemiz varsa bu ülkeye, devlete değil, bu ülkeyi: Çağdaş Demokratik Laik Sosyal bir Hukuk Devleti haline dönüştürülmesine engel olan güçlere, bozuk düzene olmalıydı.


Hiç bir inanç ve ideoloji hakikatı bütünen temsil edemez. Bir bakıma hakikat bütün inanç ve ideolojilerin toplamı yada ortak paydasıdır. Bu ortak paydaya ise insanın kendi kendisine doğru yaptığı Hakikat yolculuğu  ile varılır. Bu yolculuğun bir kısmı dışarıdan alınan bilgi iledir. Oldukça çok ve derin bilgi ile. Haddimizi bilmek açısından bir kaç örnek alıntılıyorum.


...“Yüzyıllardan beri Batı'da oldugu gibi, Doğu'da, Aristo'ya "Birinci Öğretmen" (elMu'allimu'J-Evvel) ve Farabi'ye "lkinci Öğretmen" (el-Muallimu's-Sani) adı verilmiştir(S. H. Nasr). Bu çaptaki dehaların bilgilenmek için harcadığı emek dikkate ve takdire şayandır.


“Aristoteles'in Nefs Üzerine (Peri Psûkhe) adlı kitabını iki yüz kere  okudum.”

Bu açıklama ünlü müslüman filozof Farabi’ye (öl. 950) ait, tıpkı şu açıklama gibi:

“Aristoteles'in Fizika'sını kırk kez okudum, ama hâlen yeniden okumaya muhtaç olduğumu görüyorum.”

….“Aristoteles'in Metafizika adlı eserini ezberleyene değin kırk kez okudum ama yine de anlamadım,  maksadını da kavrayamadım.”(İbni Sina)

Bugün bir kitabı bile baştan sona dikkatlice okumaya tahammül edemeyen, hakikat tutkusunu yitirmiş bizler için böylesi açıklamalar biraz abartı gibi gelebilir, ama abartı değil, aynıyla hakikat. Gerçekte tanrıyı, doğayı, yaşamı, insanı anlamak isteyen her büyük zekânın çırpınışlarının bilindik öykülerinden biridir okumak, defalarca okumak, sırf anlamak için bir ömür boyu inadına okumak.”( Dücane Cindioğlu)

Kapitalizm, günümüz insanına narsizmi hormonlayarak enjekte etmekte. “Hepimizin içinde bir süperman, dolayısıyla da süper ego var.” Bu da bizi Don Kişot gibi sürekli Yel Değirmenleri ile beyhude bir mücadaleye itiyor. Karşımızdakine bakmaktan, kendi hakikatimizi göremiyoruz. Hegel, aklın hileleri, yanılgılarından bahseder. Bizler kendi akıllarımızla bir amaç için koştururken, farketmen başka büyük / üst bir aklın/ akılların amaçlarına hizmet etmiş oluruz.

     Ülkücü, Devrimci, Dinci demeden "bu vatan" için, bu vatan evlatlarını heba ederken, "bu akılla" bir gün apoletlilerin gelip “bu memleketin sahibi biziz, yönetime el koyuyoruz” demeleri gibi üst, daha büyük bir aklın hesabına hizmet etmiş olmadık mı?

       Peki yönetime el koyan bu paşalar, "kendi akıllarına hizmet ettiklerine düşünerek, bir üst, daha büyük bir aklın" hesabına hizmet etmediler mi? 

      Sözün özü kanımızca: Türk’te, insanı görürsek, Kürt’te de insanı görürüz; sağda insanı görürsek, solda da insanı görürüz; Alevi’de insanı görürsek, Sünnii’de de insanı görürüz; annemizde insanı görürsek, Cumartesi Annelerini de, haftanın yedi gününde var olan bütün anneleri de  insan görürüz… Böylece bütün anneler ile ağlar, bütün anneler ile güler, bütün anneler ile ümit eder bütün anneleri severiz. Bütün anneler de bu memleketin, bu dünyanın bütün evlatlarını severek, anne, baba, evlat rollerini birlikte aşarak insana ulaşabilir belki.

    Tikelde, tümeli; parça bütünü görmek ümüdiyle…

     

    Anneler günümüz kutlu olsun.


Bu satırı tıklayıp lütfen açılan sayfayı okuyunuz... Bu hikayedeki annenin, bu annenin bu evladının sağcı mı, solcu mu; alevi mi, sünni mi demeden bu işkence görenen evladına ağlayan anne gibi ağlayamıyorsanız, bütünü, insanı değil sosyal hayattaki şu yada bu insanı görüyorsunuz demektir. 39 yıl öncesine ait bir anı bu - ve aşağıya ekledim...


Not: Fethiye İlköğretim Okul Müdürümüz Hamit DOKUYUCU’nun kadınlar günü için yaptığı jest ve yenilikçi anlayışını teşekkür ve takdirle anıyorum.


Paçaları kanlı pantolonun hikayesi



GAZETE YAZARI

Paçaları kanlı pantolonun hikayesi

07 Ağu 2010, Cumartesi



— "Karşı kapı açıldı. Ondört kişilik tomsonlu asker eşliğinde yavrumu çıkardılar, götürdüler. Az sonra da bizi götürdüler. Hepimiz bir tuhaf olduk.

Neydi bu korku? Benim çocuğum hırsız değil, katil değildi. Ailesini görmeye bunca askerle mi çıkacaktı?


Az sonra da bizi götürdüler. Selimiye''nin üst katında bir oda: Sağda solda birer masa, üst rütbeli subaylar oturuyor. Münir''i oturtmuşlar bir koltuğa, bizi de karşısına oturttular. (...) O arada ben, "Yavrum, pencereden deniz görünüyor, ona bak. Ananın mihnetli, yaşlı, kederli yüzüne bakma!" diyorum, gülümsüyor.


10-15 dakika sonra "Görüş tamam!" dediler. Önce onu aldılar götürmek için, ben arkasından fırladım. Merdivenden inileceği sıra sordum:


— Çok mu işkence yaptılar?


Başını salladı ''evet'' yerine. Çünkü yüzü gözü bir tuhaftı, gözler doluydu. Demek ki beş-altı ay görüştürmeme nedeni işkence izlerinin geçmesini beklemekmiş."


Bu sahneyi bize, bu ülkenin bahtsız analarından biri, 68''li yılların devrimcilerinden Münir Ramazan Aktolga''nın annesi Muazzez Aktolga Hanımefendi aktarıyor. (Bir Annenin 68 Anıları, s. 113, İstanbul, 2000)


* * *

Bu satırların sizlerde ne tür düşünceler, ne tür hisler uyandırdığını/uyandıracağını bilemiyorum; fakat itiraf etmeliyim ki beni fevkalâde etkiledi. Yukarıdaki satırları okurken kitabı elimden bıraktım, bir süre odamda dolaşıp durdum; hüzünlenmiştim çünkü. Uzun uzun düşündüm, geçmişi hatırladım, öyle ki kâh gülümsedim, kâh hüzünlendim. Sonra tekrar okumaya başladım ve sayfaları çevirdikçe içimdeki düğüm daha da buruldu. Sabah ezanları okunmaya başladığında kitabın sonuna gelmiştim.


Muazzez Hanım bana çok yakından tanıdığım bir gencin(Başkası olarak bahsedilen genç:Dücane CÜNDİOĞLU - a.s.) annesini hatırlatmıştı; işkence sırasında geçici felç geçiren bir gencin annesini. Yıllarca cezaevi cezaevi dolaşan, oğlu yüzünden korkutulan, incitilen, acı çeken başka bir anneyi.


Hikâyesi şöyleydi aklımda kaldığı kadarıyla.


* * *

1979 kışında onbeş gün boyunca işkence gören genç, cezaevine gönderilmek üzere Selimiye Kışlasına (mahkeme) sevkedilir ve nöbetçi savcı tarafından sorgusu yapılır. Henüz 17 yaşındadır. İşkence gördüğünü söyler. Elbiselerini çıkarır. Askerî savcı vücudundaki morluklara, yaralara, yanıklara bakar. Yüzü gözü zaten şiştir delikanlının. Ayakları lime lime edilmiştir.


— "Ben birşey göremiyorum" der askerî savcı tebessüm ederek.


Genç dehşet içinde savcının gözlerine bakar "Nasıl göremiyorsunuz?!" der gibi.


Evet, "der gibi" bakar ama demez, diyemez. Bilinen numaradır: görülmemesi gerekenler görülmez, görülmeyenler yazılmaz. Dolayısıyla tutuklanıp Maltepe Askerî Cezaevi''ne yollanır. Cezaevinde rapor almak için yetkililere müracaatta bulunursa da ancak üç ay sonra muayene edilmesine izin verilir.


Cezaevindeki ilk ziyaret günü, gözü yaşlı annesinin de ziyaretçiler arasında olduğunu öğrenir. Annesi henüz kabine girmeden önce, arkadaşları, ayakta zor duran gencin kollarına girerek onu kabine götürürler. Kabin camına yaslanarak annesini beklemeye başlar. Oğlunun başına gelenleri şöyle böyle duyan ve fakat bir türlü inanmak istemeyen kadıncağız heyecanla ve yaşlı gözlerle içeri girer.


Oğluna sarılmak hissiyle ellerini cama doğru uzatır ve merakla, şefkatle sorar:


— "Yavrum nasılsın?"


Oğlu tebessüm eder, "Gördüğün gibi gayet iyiyim anacığım" diye cevap verir.


"Sana işkence yaptılar mı oğlum?" sualine cevap alamaz. "Çok mu?.." diye yineler sualini.


Delikanlı susar, yan tarafta dikilen askerlere bakar, sonra —biraz da dudak bükerek— "Yok canım" der; "işte bilirsin birkaç tokat."


Annesinin meraklı gözleri, oğlunun üzerinde izler arar; meşum izler... Fakat evlâdını yalancı çıkarmak istemez ve "Bu yüzünün gözünün hali nedir o halde?" demez. Sadece kısa bir süre bakışırlar.


Görünen değil, görünmeyenler merak edilir ya bu durumlarda, kadıncağız da heyecanla "Niye dik durmuyorsun? Ayaklarında birşey mi var?" diye sormaktan kendisini alamaz.


Delikanlı gayr-ı iradî hemen doğrulur; "Bak birşeyim yok!" der kızgın bir tonla; "Anacığım sen de amma evhamlısın, sana birşeyim yok diyorum ya!"


Sonra bildik hatır sormalar, oradan buradan havadisler, selamlar, istekler ve ziyaretin bittiğini bildiren uğursuz zil sesi.


Oğul yerinden kıpırdamaz; ziyaretin bittiğine sevinmiş gibidir. Anne ise bu kısa görüşmeden hiçbir şey anlamamıştır. Oradan ayrılmak, oğlunu terketmek istemezse de askerlerin uyarısıyla hemen toparlanır; çaresiz, o yaşlı gözleriyle oğluna baka baka dışarı çıkar. Hemen ardından arkadaşları gelir ve gencin kollarına girerek onu koğuşuna götürürler.


* * *

O gençten bu hâdiseyi dinlediğimde, "İyi ki anacığın bu durumunu görmemiş. Vartayı iyi atlatmışsın" kabilinden aptalca bir şeyler söylemeye çalıştığımı hatırlıyorum. Gözyaşlarını saklamaya çalışıp "Nerede bizde o talih?" diye mukabele etmişti:


— "Öyle büyük bir hata yapmışım ki hâlâ unutamam. Üzerimde neyim varsa, anam görmesin diye çöpe attırmıştım; iç çamaşırlarımı, gömleğimi, kazağımı, hatta çoraplarımı bile. Fakat nasıl olmuşsa eve gönderilmek üzere hazırlattığım torbanın içerisine diğer eşyalarımla birlikte pantolonumu da koymuşlar.


Bir dahaki hafta ziyarete babam tek başına geldi. Meraklanıp annemin niçin ziyarete gelmediğini sordum; önce söylemek istemedi. Israr edince dedi ki:


— "Pantolonun yüzünden. Ağı baştan başa yırtılmış o paçaları kanlı pantolonun yüzünden."


* * *

Bir Annenin 68 Anıları adlı hatırattan hareketle siyasî içerikli bir yazı yazmaya karar vermiştim. Fakat niyetlendiğim gibi olmadı; başka bir yazı çıktı ortaya; annelerle ilgili bir yazı.


Kimbilir belki Münir Aktolga''nın "Herkesin annesi güzeldir; bütün anneler güzeldir!" sözünün etkisinde kaldığımdan dolayı ya da kimbilir belki de "Hep yazarlar yazıları yazmaz, bazen de yazılar yazarlarını yazarlar" hurafesi karşı konulamaz bir hakikat olduğundan dolayı.


Evet, kim bilebilir?


* * *

Bu yazım ilk kez 12-18 Ocak 2000 tarihli haftalık ''Gerçek Hayat'' dergisinde yayımlanmıştı. Daha sonra aynı yazı ''Arasokakların Tarihi''nde yer aldı.


Bakıyorum da yazının üzerinden on, hikâyenin üzerinden ise otuzbir yıl geçmiş.


Şimdi küçük bir ayrıntıyı açıklığa kavuşturmak zamanı.


İlk kez.


12 Eylül''de sandığa gidecekler arasında anneler de olacak. Bir zamanlar yüreği evlat acısıyla kavrulmuş anneler... Çocuklarının saçlarını okşaması gereken o mübarek elleriyle onların kanlı pantolonlarını yıkamak zorunda bırakılan anneler...


Pek tabii ki benim annem de...


Evet, yanlış okumadınız, ağı baştan başa yırtılmış o paçaları kanlı pantolonu yıkamasına bir türlü mâni olamadığım benim o güzel annem de...


Hikâye dediğime bakmayınız, yıllar önce okuduğunuz hikâye benim hakikatimdi.


Onyedi yaşımdaki hakikatim.


https://www.yenisafak.com/yazarlar/ducanecundioglu/pacalari-kanli-pantolonun-hikayesi-23461



  |  Bu haber 1072 defa okunmuştur.

Duyurular  KATEGORİSİNDEN HABERLER

Benim babam Toyota gibi. Annemse bir Melek…

Benim babam Toyota gibi. Annemse bir Melek… Benim babam Toyota gibi. Annemse bir Melek…

İnsana Ne Kadar Toprak Lazım “Lev Tolstoy "

İnsana Ne Kadar Toprak Lazım “Lev Tolstoy İnsana Ne Kadar Toprak Lazım “Lev Tolstoy " Tolstoy: Onun İhtiyaç Duyduğu Üç Arşın(2 mt) Kadar Bir Topraktı!..”

Yeni Yıl, Yenilenme, benliğin uptadesi... 2019

Yeni Yıl, Yenilenme, benliğin uptadesi... 2019 Yeni Yıl, Yenilenme, benliğin uptadesi... 2019 Almanya’ya giden birinci kuşağın döneminde Türkiye’de bir gencin as...

Deniz Yıldız'ı Hikayesi ve İnsani Dayanışma

Deniz Yıldız'ı Hikayesi ve İnsani Dayanışma Deniz Yıldız'ı Hikayesi ve İnsani Dayanışma

Elon MUSK, Tesla, SpaceX, Nereolink ve Buzdolabı...

Elon MUSK, Tesla, SpaceX, Nereolink ve Buzdolabı... Elon MUSK, Tesla, SpaceX, Nereolink ve Buzdolabı... yapay zeka, nereolink.Sergey Brin ve Larry Page, Facebook’un k...

Abdal Musa Lokması / Fethiye Malatya - 16 Nisan 2018

Abdal Musa Lokması / Fethiye Malatya - 16 Nisan 2018 Abdal Musa Lokması / Fethiye Malatya - 16 Nisan 2018

Bir yeri severseniz, orası dünyanın en güzel yeridir: Fethiye

Bir yeri severseniz, orası dünyanın en  güzel yeridir: Fethiye Bir yeri severseniz, orası dünyanın en güzel yeridir: Fethiye

Zeynep GÜNEŞ ile Özay AKDOĞAN Evleniyorlar...

Zeynep GÜNEŞ ile Özay AKDOĞAN Evleniyorlar... Zeynep GÜNEŞ ile Özay AKDOĞAN Evleniyorlar...

Yazıhan İlçesi, Fethiye Mahallesi, Aşağı Tenci mevkiinde satılık bahçe.

Yazıhan İlçesi, Fethiye Mahallesi, Aşağı Tenci mevkiinde satılık bahçe. Yazıhan İlçesi, Fethiye Mahallesi, Aşağı Tenci mevkiinde satılık bahçe.

Fotoğraf Makinesi Kampanyası ( 2008-2012-2015 )

2008 – Ahmet ASLAN: 400 EURO

2008 – Diğer arkadaşlar: 600 EURO

2008 – Toplam: 1000 EURO

Bitti

2012 - Seyit  ÇAĞLAR : 30 Euro  

  2012 - Aliman SEVİM : 40 Euro

  2012 - Ali ASLAN : 10 Euro

  2012 - Hasan AĞKAYA : 20 Euro

  2012 - Ali ALTUNOK :20 Euro

  2012 - Ali İhsan GÜLER : 50 Euro

  2012 - Metin ÖKSÜZ : 30 Euro

  2012 - Naki ÖKSÜZ : 20 Euro

  2012 - Rıfat ÖKSÜZ : 50 Euro

  2012 - Hüseyin ÖKSÜZ : 50 Euro

  2012 -Murat İLHAN

           (Zeynal oğlu):50Euro

  2012 - Fatma İLHAN

           (Hasan Kızı):10 Euro

  2012 -Zeynep KORYÜREK:20 Euro

  2012 - Elif GÜN :10 Euro

  2012 - Piri İlhan

          (Minnet oğlu):30 Euro

  2012 - Hüseyin YILMAZ

         (Güldalı oğlu):30 Euro

  2012 - Turabi TEMİZ : 20 Euro

  2012 - Hikmet GÜLER : 40 Euro

  2012 - Hüseyin İLHAN

           (İbrahin oğlu):20 Euro

  2012 - Hasan ÇEVİKER : 10 Euro

  2012 - Zeynep GÖÇER : 20 Euro

  2012 - Necmettin ÖKSÜZ : 20 Euro

  2012 - Sultan AKKOYUN: 50 Euro

  2012 - Ali Ekber PEKTAŞ : 20 Euro  

  2012 - Yusuf ALTUN  : 20 Euro

  2012 - Mehmet İNCE : 15  Euro

  2012 - Mustafa(Vaylo)

             OLGUN:50 Euro

  2012 - Ahmet OLGUN : 50 Euro

  2012 - Hasan AKŞAHİN :10 Euro

  2012 - Aliseydi UÇAR : 50 Euro

  2012 - Veli ÇAĞLAR  : 10 Euro

  2012 - Fahri ÖKSÜZ  : 20 Euro

  2012 - Kasım YILMAZ : 50 Euro

  2012 - Kadir ÇAĞLAR : 20 Euro

  2012 - Hasan AKŞAHİN

             DEDE:10 Euro

  2012 - Hacı ÖZSEVİM : 20 Euro

  2012 - Duran AYDOĞAN:30 Euro

  2012-Hüseyin Rahmi

          ÖZTÜRK:50 Euro

  2012 - Ahmet ÖZTÜRK (Köln):30 Euro

  2012 - Vahap ÇEVİKER :10 Euro

  2012 - Kenan GÜVERCİN : 10 Euro

  2012 - Sezai ALTUN : 10 uro

  2012 - Bektaş AKŞAHİN : 20 Euro

  2012 - Veli İLNCE : 10 Euro

  2012 - Ziyade ŞENKAYA : 10Euro

  2012 - Hasan KARAGÖZ :10 Euro

  2012 - Hasan AKDOĞAN : 10 Euro

  2012 - Hüseyin AKDOĞAN 10 Euro

  2012 - Turan GÖÇER : 10 Euro

  2012 - Cengiz SEVİM : 20 Euro

  2012 - Bektaş Hacı AKŞAHİN:10 Euro

  2012 - İsmail AĞKOÇ : 20 Euro

  2012 - Aliekber AKKAYA : 20 Euro

  2012 - Erdinç ASLAN : 10 Euro

  2012 - Ali ARKADAŞ :10 Euro

  2012 - Hasan (Fikriye)

             ÖZACAR:20 Euro

  2012 - Ahmet KAYGUSUZ

           (Arguvan’lı):10 Euro

  2012 - Avades ALTUN

            ( Der. Bşk.):50 Euro

  2012 - Havaşin MARKET

             (Arguvan’lı):20 Euro

  2012 - Hasan ÖKSÜZ : 10 Euro

  2012 - Haydar ER

            (Müslüm oğlu):50 Euro

  2012 - Tamam SOFU :10 Euro

  2012 - Musa ÇİFTÇİLER: 10 Euro

  2012 - REISE BIRO

     Firat, Ober-Ramstadt :20 Euro   

  2012 - Vahap ASLAN(Culfalı): 30 Euro

  2012 - EURO SÜPER MARKET

             DARMSTADT:20 Euro

  2012 - Hüseyin ER (Köln) : 50 Euro

  2012 - Vedat ÇALIŞKANOĞLU: 5 Euro

  2012 - Kamber ÇAKMAK : 5 Euro    

  2012 - Hüseyin AYDOĞDU

            (Şahin oğlu): 50 Euro

  2012 - Meliha YÜCEL : 50 Euro

  2012 - İsmail SEVİM

  (Haydar oğlu): 20 Euro

  2012 - Necati-Zekine KILIÇ :20 Euro

  2012 - Erdal ÇALIŞKANOĞLU: 20 Euro

  2012 - Hüseyin ÇALIŞKANOĞLU

           (Süleyman oğlu) : 20 Euro

  2012 - Yılmaz GÜLER: 20 Euro

  2012 - Mehmet AKDOĞAN:20 Euro

  2012 - Bektaş ile Hünkar

             ALTUN: 80 Euro    

  2012 -  TOPLAM : 1915 EURO  

   Bitti

2015 - Eski bozulan makinenin

           sigortasından alınan:75 EURO

2015 – Aliseydi KARGIN : 50 EURO

2015 – Erdoğan BIÇAKCIOĞLU : 50 EURO

2015 – Sefa ALTUN : 50 EURO

2015 – Murat İLHAN

(Sarhoş amcanın torunu):50 EURO

2015 – Abbas PEKTAŞ

(Yusuf oğlu): 50 EURO

2015 – Yusuf ALTUN : 30 EURO

2015 – Merdan ŞENOL : 50 EURO

2015 –  Hasan ALTUNOK

(Hüseyin&Hatice oğlu) : 20 EURO

2015 – Abbas KORYÜREK : 30 EURO

2015 – Hasan KARAKOÇ

 (Donjuan'ın oğlu) : 20 EURO

2015 – Piri SOFU : 10 EURO

2015 – Haydar GÜN : 50 EURO

2015 – Hacı ÖZSEVİM : 25 EURO

2015 – Abbas ÖZSEVİM : 25 EURO

2015 – Ali Ekber AKŞAHİN : 20 EURO

2015 – Veli İNCE : 10 EURO

2015 – Ali Agırdemir (Köln): 50 EURO

2015 – Kasım YILMAZ : 50 EURO

2015 – Hüseyin YILMAZ

(Filip - Fattey bibini torunu):50 EURO

2015 – Hüseyin ÇİFTÇİLER : 50 EURO

2015 – Avades ALTUN : 50 EURO

2015 – Ali İhsan UÇAR : 25 EURO

2015 – Seyit ÇAĞLAR : 20 EURO

2015 – Hüseyin AKKAYA

( Yeter Oğlu) : 20 EURO

2015 – Piri İLHAN : 50 EURO

2015 – Haydar ER : 50 EURO

2015 –  Hüseyin ÇAVUŞ

(Igdırlı):10 EURO

2015 – Naki ÖZSÜZ : 20 EURO

2015 – Mesut  İLHAN : 20 EURO

2015 – Hüseyin ÖKSÜZ

(Naki oğlu) : 20 EURO

2015 – TOPLAM : 1075 EURO

Bitti

2012 - Sayfası…

2015 Sayfası…



DUYURU TAKVİMİ

HARİTA: MALATYA FETHİYE

Aliseydi SEVİM Aliseydi SEVİM
Kış Manzaraları - 08/01/2018 - Malatya Fethiye
Aliekber Pektaş Aliekber Pektaş
Gül-güle büyük, efsane insan, lider: Fidel Kastro
Seyit Çağlar Seyit Çağlar
DAR AGACINA ASTILAR SEYIT RIZAYI,NEYLEYIM – Seyit ÇAĞLAR

LUZÜMLÜ TELEFONLAR



Kınay Çiçekcilik: 0 422 323 86 76
Kınay Çiçekcilik: 0 542 368 10 03

Karmen Çiçekcilik:0 422 323 10 84
Karmen Çiçekcilik:0 542 210 16 69

Sahan Yemek: 0 422 325 29 30
Sahan Yemek:0 530 227 02 79

Orhan Yemek: 0 422 336 88 22
Orhan Yemek: 0 533 720 20 09

Gülüstan(Sevim) Kuaför: 0 422 322 81 65
(Aliseydi) Karakaş Emlak: 0 422 324 20 60

Yazıhan Belediyesi: 0 422 751 40 54
Kaymakamlık Makamı: 0 422 751 42 12
Yazıhan Maliye: 0 422 751 41 12
Yazıhan Tapu: 0 422 751 42 00
Yazıhan Hastahane: 0 422 751 41 05
Yazıhan Nüfus: 0 422 751 42 30

Ziraat Bankası /Yazıhan:  0 422 751 44 03
Emlak / Nihat GÜLER: 0 422 325 15 34
Mobil: 0 532 794 24 02

Yazıhan Emlak / Kaya Emlak
Süleyman KAYA: 0 537 380 05 04

MASKİ
Malatya Su İdaresi
Arıza: 185
Genel Müd. :377 74 44
444 51 44

Elektrik Arıza
444 91 86

Telefon Arıza ve Bilgi
444 1 444

İnternet Arıza

444 1 375






FACEBOOK

Sık Sorulan Sorular

Sitemizin güncellenmesi devam etmekte.

2011 yılından bu güne kadar olan veriler işlendi; Açılmayan videoların sebebi, o videoların bulunduğu hesabımızı Youtube’nin silmesinden dolayıdır.

2011 yılı öncesine ait olan verilerin işlenmesi zaman alacak. Fakat hemen hemen geçmişe ait olan resimlerin tamamının kopyası var. Yakında onların tamamına nasıl ulaşacağınız açıklanacaktır.

Aradığınız eski haberleri bulmak için: Sayfamızın üst ve alt kısmındaki menüde “Arşiv” linkini tıklayınız. “Anahtar Kelime” karşılığına aradığınız haber başlığından bir iki kelime yazın, “Haber Ara” yı tıklayın.

Aradığınız kelime başlıkları sıralanacaktır. Büyük harfle aradığınızı bulamazsanız, küçük harflerle yazın.

Başka bir yolla “Google” ye yazıp arayın. Google sitemizdeki haberi bulur. Bütün bunlara rağmen aradığınız bulamazsanız,

Sitemizin alt ve üst kısmındaki "İletişim" menüsünü tıklayıp, bana mesaj gönderiniz.

Yazar isimlerinin sıralanması otomatik olarak, en son yazan yazarın en üste gelmesi şeklinde oluşmaktadır

Site Sloganımız: 2005 - 2018


                        2005 &  2018

Otobüs Seferleri

                     OTOBÜS SEFERLERİ

         MALATYA                               FETHİYE

                                                          06,10

          07:15                                       08:30

          09:45                                       11:00

         13:30                                        14:45

         16: 00                                       17:00

         18:30                                        19:45

Tüm videolar

  Prof.Dr. Sinan CANAN
 

Prof.Dr. Sinan CANAN

İzlenme:1328

   
  Mutlu Olmak: Özgür Bolat at TEDxIhlasCollegeED
 

Mutlu Olmak: Özgür B

İzlenme:1214

   
  Prof. Dr. Acar BALTAŞ
 

Prof. Dr. Acar BALTA

İzlenme:1024

   
  DOĞA İÇİN ÇAL 4 - ALYAZMALIM SELVİ BOYLUM - HD
 

DOĞA İÇİN ÇAL 4 - AL

İzlenme:10892

   

Ayın Şiiri


Şerefle bitirilmesi gereken en asil görev hayattır.


Bir lokma ekmek ( ve zevk) için şerefini çiğnetmeye;


bir anlık eğlence için servetini tüketmeye,


bir zamanlık mevki için el ayak öpmeye,


insanları ezip geçmeye,


günlük menfaatler için onurunu terk etmeye,


bir kısım insanlara kızıp


tüm insanlara düşman olmaya değmez bu hayat!



Can Yücel


Mydeign Haber Temaları -http://habersitesikur.tk

Fethiye'nin Dünyaya Açılan Penceresi
Ekstrafikir.com mydesign haber temasıdır.