AKTÜEL TARİHÇE EBRULİ ALMANYA ANTALYA DÜĞÜNLER OKUL DUYURU BAŞSAĞLIĞI ÖZEL HABER
Tarih 23 Eylül 2021, 18:13 Editör: Editör Aliseydi SEVİM

FOTOĞRAF MAKİNESİ, DUT AĞACI VE DUYARLILIK

 YUKARIDAKİ GÖRÜNTÜ, RESİM DEĞİL VİDEO GÖRÜNTÜSÜ

TOPLAM2.050,00EURO
1Ahmet ASLAN500EURO
2Ali ŞEN - Arguvanlı -500EURO
3Zeynal AKDOĞAN200EURO
4Ali ÖZACAR50EURO
5Vahap İLHAN50EURO
6Vedat İLHAN50EURO
7Robert YANAR50EURO
8Can YANAR50EURO
9Özkan ÇAKIR50EURO
10Ecevit ÇAKIR50EURO
11Erol YILMAZ50EURO
12Abbas YÜCEL50EURO
13Metin İLHAN50EURO
14Hüseyin ÖZİLHAN50EURO
15Zeynal ÜSTÜNER ( Arguvanlı)100EURO
16Eyüpan AKDOĞAN50EURO
17Hüseyin AKDOĞAN50EURO
18Hüseyin ŞENOL50EURO
19Ali Ekber GÜLER50EURO
TOPLAM2.050,00EURO
EURO9.935 YTL
TOPLAM TL.20.366.750 YTL
MAKİNE18.130 YTL
OBJEKTİF-LENS2.013 YTL
KART259 YTL
ALINAN ÜÇ KALEM ÜRÜN20.402 YTL20.402 YTL
20
Yusuf EROL - Sitemizin 2021 isim kirası
200 YTL
21Hüseyin GÜN - İstanbul -BİR ADET LED AYDINLATMA VİDEO İÇİN1.250 YTL
22Hüseyin YILMAZ -Ali Oğlu-50EURO
23Oktay TURAN -İĞDİRLİ-50EURO
Gözümüzden kaçan bir durum olursa, lütfen bildiriniz

FOTOĞRAF MAKİNESİ, DUT AĞACI VE DUYARLILIK


Mahallemizde  nine yada dedelerimiz dahi dikildiğini hatırlamadığı, fakat falan dikmiş herhalde dediği ve birilerinin bir zamanlar sahiplendiği kamuya ait asırlık bir düzine kadar dut  ağaçları var…


Mahallemize ismin veren pınarlar, köyümüzün yukarılarında açılan artezyenlerin taban bölgenin ve bu çeşmenin olası kaynağı olan yerlerin taban suyunu düşürdüklerinden dolayı, bu pınarlar kendi cazibesi ile akmaz oldu. Evlere yakın olan ağaçlar, evlerin önlerinde kullanılan sularla sulandıklarından canlılıklarını sürdürdüler. Fakat evlerden uzakta, orta yerde kalan ağaçlar ise can çekişmeye başladı.,


Can çekişmekte ve kurumakta olanlardan biri ise resimdeki ağaçtır. Bu ağaç evlerden uzakta kaldığından, Pınar Mahallesine ismini veren pınarlara giden su hattının geçişinden sızan sularla sulanmaktaydı. Bu su kaynağı kapandıktan sonra, ortada kalan bu ağaç sararıp solmaya başladı. Derken kurumalar gözüktü. Ben, hastalıktan olduğunu düşünmekteydim.


Derken bir yaz (2018)Yusuf ALTUN izine gelmişti. Onlarında dikkatini çekmişti bu ağaç. Onların teşhisi ağacın susuzluktan kurumaya başladığı idi. Doğru olan bu idi. Altunlar, iş makinesi ile ağacın çevresindeki çakılları kazıyıp çıkarttılar. İki traktör römorku ile kırmızı toprak ve hayvan gübresi karışımı ile bu boşluğu doldurttular ve iki tanker su ile burayı suladılar. Onlar gittikten sonra ise ben her iki haftada bir musluğa bağlanan hortumlar ile bu ağacı sulama devam ettim. Ağacı geçen yıl budadım. Ağaç ise tekrar (resimde gözüktüğü gibi ) dallanıp budaklanmaya başladı. Yeşerdi. Ölmedi. Can suyu verildi ve asırlık çınar ağacı ölümden döndü, canlandı ve hayatını sürdürmekte.


Yusuf her yıl olduğu gibi bu senede  üç dört tanker su getirtip bu ağacın dibine döktürdü. Yusuf gittiğinde  ise bende hotumla bu ağacın dibine ayda bir iki kez saatlerce  su bağlıyorum. Mesafe uzun olduğundan birkaç parca hortumu birbirine ekleyerek bu ağaca suyu ulaştırıyorum.


Mahallelilerden yada öte mahallelerinden birileri araçları ile hortumun üzerinden geçince hortum bağlantı yerlerinden suyun basıncı dolayısıyla çıkıyor, kopuyor su yola taşlara akıyor.  Bir ucu ağaca bağlı olan hortumun bağlantı yerlerinden kopup, yola aktığını gören mahalleden insanlar dahi, baka baka yola akan hortumun yanından geçip gidiyorlar… 


Eğilip iki hortumun ucunu birbirine aparatından taksalar su ağacın dibine akacak ve asırlık ağacın yaşamasına katkıda bulunacaklar. Bu bağlantıyı sağlama on on beş saniye eder.


Birileri bu ağacın 30-40 yada yüz metre yakında bulunuyor. Bu yakınlıkta olanlar o asırlık ağaca bağlanmış hortumların üzerinden geçiyor patlatıyor, kimileride kopmuş bağlantıların yanından geçiyor bu hortumu ve ağacı görmüyor. Yusuf gibi birileri de binlerce km uzakta olmasına rağmen ana vatanındaki,, çocukluğunun geçtiği mahalledeki asırlık ağacın kurumasına karşı duyarlılık gösteriyor ve o ağacağı yaşatmak için çabalıyor.


Haklarını yemeyelim, o dut ağacına karşı duyarsız olan komşuların bazıları, memleketi, dünyayı kurtarmak söz konusu olduğunda, ansiklopedik dehalar gibi ağzını açıp gözünü kapattıklarında sabahlara kadar “nutuk” atarlar.


Bu zıtlığı görünce, Orhan Veli’nin şu kısa şiiri geldi aklıma: “Neler yapmadık şu vatan için, Kimimiz öldük; Kimimiz nutuk söyledik.” Kimileri bu vatan, sıla için nutuk söyler, kimleride bu sılanın bir tek ağacını yaşatmak için elini cebine atar ve taşın altına koyar. Binlerce km öteden işte, bu vatan için elini cebine atan, bir çakıl taşı da olsa katkı yaparım diyen, yukarıdaki listede adı geçen bu duyarlı arkadaşlarımdan birkaçı da bu makinenin alınmasını sağladı. 


“Her şey ben yaşarken oldu, -ilerde- bunu bilsin insanlar” istedim der, Yavaşla, adlı kitabında Psikiyatr Prof. Kemal Sayar. Bizde bunu yapmak istedik, yukarıdaki insanların ve diğer duyarlı Fethiyelilerin sayesinde ve onlarla beraber.


Fethiyeli olmadığı halde Fethiyelinin hassasiyetlerine duyarlılık gösterip teklif edilmeden 500 EURO veren (Arguvanlı) Ali ŞEN arkadaşımız, 100 EURO  veren (Arguvanlı) Zeynal ÜSTÜNER arkadaşımız ile listede  ismi geçen bütün arkadaşlarımıza ve hem “nutuk söyleyen, hemde teklif etmeden duyarlılık gösterip elini cebine atan” Ahmet AŞLAN arkadaşıma, ilaveten bu kampanyayı başlatan ve organize eden (Müslüm oğlu)Zeynal AKDOĞAN arkadaşıma teşekkür ve gönül borcumu arz ederim.


Orhan Veli’nin şiirine dönersek: kimse bu vatan ve sıla için ne ölsün nede öldürsün. Boş nutuklarda atmasın…  Önemli şairlerimizden K. Tazeoğlu’nun deyişinden esinlenerek söylersek: “Ben senin için ölmem; yaşanması gereken bütün güzellikleri seninle-sizinle- beraber - son demine kadar- doyasıya, kana kana yaşamak isterim.” Tanrı böyle yaşamayı nasip etsin bize.


“... Zaman daralıyor. İyi şeyleri yapmak için acele etmeli. Kendi ömrümüzü ve sevdiklerimizin ömrünü güzelleştirmek için yarışmalı. Bir fidan dikmeli. Kuruyan bir ağaca su vermeli. Ânın evlatları olmalı. İnsanlara tebessüm etmeli. Güzellik ve iyiliği dile getirmeli, olmuyorsa susmalı.-K.S. a.g.e.” 


Benim şimdiki (2021) aldığım makine 2015 model, bu tarihte ilk olarak piyasaya çıktı; sıfır km. O zaman fiyatı, objektif ve kart olmadan yaklaşık üç bin EURO idi. Bugün çıplak olarak, kart ve objektif hariç ortalama 1850-1950 euro. Yani sekiz yıl sonraki fiyatı bu. Ben piyasayı bir aydır araştırdım ve en uygun fiyatlı siteden aldım. Ürün Çin değil, Japon yapımı. Kaliteli metallerden, önemli yerleri magnezyum alaşımdan. Bu makine, “Full Frame” profesyonel segment olanlardan olduğundan belli bir değerini koruyor. 


Şimdi aldığımız makine paramızla orantılı iyi bir makine.İlk profesyonel makinemiz. Dış görünüşü daha küçük. Full frame, tam kare(24-36) 42 MP. profesyonel makine. Video kalitesi en alttan yukarıya doğru 4K’ya kadar çıkıyor. İki yıllık sigortalı. Küçük ve en düşük fiyatlı, Sony makine ile uyumlu bir Sony yakın çekim lensi aldım -imkan bu idi. Bu lens ile portreler 1-2 metreden yakın çekim yapılabilir. Yakın çekim için iyi bir lens.  Bu lens-objektif- uzağı yaklaştırmaz. Makine makine olarak beni emekli eder; ilerde başına ciddi biz kaza gelmediği sürece yeni makineye ihtiyat göstermez. İlerde lens-objektif- konusu ola ki gündeme gelebilir. Sonuç memnuniyet verici. 


Tek beğenmediğim yanı, havası yok. Yani fiyatı öncekinin iki katı, boyutu onun yarısı gibi. Bir avuç kadar. Bu fiyata 4X4 otomobiller kadar büyük ve havalı olsaydı daha iyi olurdu. Espiri tabii bunlar. Önceki makinenin lenslerini bu makinede de kullanmak için “adapte” lazım. Bilezik gibi bir parça. Zeynal arkadaşıma yazacağım. Bir önceki makinenin flaşı da bu makine ile kullanılabiliyor.


Hayırlı ve uğurlu olmasını dileriz.


GÜNEŞ ENERJİLİ BİTMEYEN PARALAR


Mesela ben 17-18 yılda üç bin dolar kadar, isim hakkı ve kira bedeli vb. ödedim sitemiz için. Benim iş hayatımın, özel hayatımın koşturmacası içerisinde bir düğün resim ve videosunun yüklemesini yapmam ne kadar zaman alıyor, bileniniz var mı? Bir düğünde insanlar oturup yiyor, içiyor halay çekiyor; ben dört beş saat ayaktayım.


İki yıldır Coronavirüs var. Bu “bir hayati tehlike” var demektir. Buna rağmen ben bu tür etkinlik, cenaze ve düğünlere katılıyorum. Bir düğünde - kapalı yada açık alanda - dört saat ayakta olmanın, sonrada 7-8 saat bunları yüklemek için harcanan emeklerin, pahası kaç euro eder? Ya Coronavirüs gibi bir salgında bir insanın hayatını riske edip bu işleri yapmanın bir pahası var mıdır; varsa bunun pahası nedir? Mesela birinin 17 yılda kırk yada elli EURO’luk makine katkısı kadar eder mi? Ne dersiniz? Bir sitenin Webmasterleği bir yılda kaç para, biliyor musun? Bunları düşündünüz mü, hesap ettiniz mi hiç? Ben hesap etmiyorum çünkü…


Şöyle bir deyim vardır:”Hem karnım doysun;hemde somunum tam olsun.” Binlerce km. ötedeki sılada olup bitenleri aynı gün yada ertesinde avuçlarınızın içerisindeki ekranda birkaç tıklamayla görecek, bu konfora rahata ulaşacaksınız; hemde 8-10-14- yada 15 yıl önceki somununuz hiç eksilmeyecek, bitmeyecek ve tam olarak kalacak(!?) Rahmetli Doğan CüCELOĞLU’nun “Yetişkin Çocuklar” adlı bir kitabı var. Usta, bedeni yetişkin, benliği hala çocuk olanları ta o tarihlerde görmüş ve o kitabı yazmış.


İnsaf, hakkaniyet, emeğe saygı... gibi değerlere; vicdan, şükran gibi duygulara sahip olan ve empati yapabilme, hayata, olaylara çok boyutlu bakabilme yetesinde olanlar, “o somunun hesabını yapmakta hiç kuşkusuz sınıfta kalırlar.” Çünkü “o hesap” bu gibi insanların dokusu ile uyuşmaz.


Bütün bunlara birde şöyle teşekkür edenler var. Bir ailenin düğüne gidemedim diye onlar bana iki yıldır küs. Geçen Kızıldeli de bu ailenin büyüklerinden birinin elini öptüm, dede beni barıştırdı. Barıştık; fakat hala onların içi bana doğrulmadı. 


Yine aynı gün Kızıldeli de, oradakilerin resimlerini çekiyorum; birden bir abimiz kaşını gözünü çattı ve sesine gırtlaktan bas bir ton vererek: “Bir daha benim resmimi çekme, çekersen ağır konuşurum. Kötü söylerim,” dedi bozuk plak gibi tekrarlayarak.Demek ki bu abimizin daha iyi sözleriymiş. Sevdiğim bir insandı ben yukarı almadım. Bu azarlanma kaç EURO eder? Bunlar hep yaptığım işten dolayı oluyor. - Bu arkadaş kendi lokmasına maksatlı gelmediğimi sanarak bunları söyledi bana.- Yine bir başka komşumuz, “Beyaz Türkler” yazımı kendi aile kimliklerinin hedef alındığını düşündüğünden, bana küsler.


Makinemize katkı yaptı yada yapmadı, bana izzeti ikramda bulundu yada bulunmadı demeden herkese eşit mesafede durmaya çalışıyorum. Buna rağmen kimsenin bana borcu yok. Ben kimseden alacaklı değilim. Bunların hesabını kitabını yapmıyorum. Kimseye soracak hesabımda yok, bu alanda. İçimden öyle geliyor, bende böyle yapıyorum bu işi; o kadar.


Yukarıdaki örneklerde de gözüktüğü gibi, makineye yapılan katkılara siyasi dille cevap verirsek, “o paralar yol, su, elektrik, doğalgaz… vb gibi hizmetlerle mislisiyle size geri döndü.” Görmüyor musunuz? Daha ne istiyorsunuz? Bunlara rağmen hala “o 8-15 yıl önceki” 40-50 Euro’ların hesabını yapanlar hakkında hakkaten gizli gizli kuşkularım var... Yok değil yani! Büyük bir ihtimalle bu arkadaşlarım insanlık tarihinde çığır açacak buluşlardan haberdarlar olmuşlarda bunu herkesten gizlemişler bunca zamandır... Bunların parası diğerlerinkinden “ondan farklı ve kıymetli?”  Aklıma gelen şüphelerden biri mesela: “güneş enerjisi ile kendi kendini hergün yeniden şarj eden ve harca harca bitmez paralar icat etmişler,” bu arkadaşlarımda, bana alınan makineye yanlışla “o paralardan”  vermişler. Bu sebepten her halde 8,9 yada 14-15 yıl önceki verdikleri paraların peşindeler! Tevatür, boş değil yani… 



Birde bazı arkadaşlarımın kullandıkları şu “çoğul”dil dikkatimi çekiyor… “Biz” böyle böyle yapıyoruz, bu gibi durumlarda da şöyle şöyle “diyorlar.” Bende merak ediyorum; “biz derken bu arkadaşlar kimi, kaç kişiyi” kast ediyorlar. Biz dediğiniz “siz,” kimsiniz? Yani bir yada birkaç kişi iseniz, “biz” diyerek, bir cemaati, cemiyeti, partiyi, ırkı, bir ülkeye yada köyü temsil etme yetkisini nereden alıyoruz da, herkes adına “biz” diyor, genelleme yapıyoruz? Temsil yetkimiz yoksa, “ben yada bir kaç” arkadaş diye bir dil kullanmak daha doğru bir dil, ifadedir.


Ben demokrasiden yana ve demokrat olmaya çalışan bir insanım… Benimle ilgili bir konu olduğunda; “ben,” diye cümleyi kurun ve içinizde, kafanızda ne varsa yığın -yazın- şu harman yerine. Yabaları kapıp akşam yelinde bir bir savuralım, yelleyelim tığınızı. Çeci, sapı, samanı, tanesi ortaya çıksın… Sonra ortaya çıkanı çuvallayıp pazara götürüp bakalım; kafalarımızdan geçenin piyasada pahası ne? Böylece öğreniriz “gerçeğin bir kısmını daha” beraberce. Demokrasi bir bakıma öğrenme rejimidir.




Bize 2008- 2013 yıllarında alınan makine ise muhtemelen 2004-2005 model.Bu makineler ise dijital ve SLRS kategorisinden. O tarihlerde İPHONE 1-2-3 piyasalarda idi. Şimdinin yüz euroluk telefonu, o günün IPHONE 2-3 dan daha iyi resim, video ve internet çeker. Durum bu iken biri 15-16 yıllık IPHONE 2-3 ümü alır, sıfır km. telefonu mu? 


Google’de, mevcut kullandığım makinenin modelini aradım, bulamadım. Üretimden ve piyasadan kalkmış. Benim makinelerin lensleri, objektifleri ikinci kalite(Tamron) ürünler. Bu işin kaliteli ürünleri Sony, Nikon, Canon… vb. Şu an çok kullandığım objektif: Tamron. Bu objektifin yoğunlaşma -hızla netleme- sorunları var. Alım tarihi 2013. Yani sekiz yıldır kullanılıyor. Ondan olabilir. En çok kullandığım zoomlu objektif bu. Sanırım bu objektif o tarihlerde 370 euro’ya alındı. Aynı özellikteki Sony objektif, o tarihte 900 EURO idi. Bu gün bu Sony lensin benzer bir alt zomlusu 750 Euro.(Sony’nin çıplak halde olan beş bin euroluk makinesi ve sekiz on bin euroluk lensleri, metal para kadar bin euroluk kartları var) Yani bana alınan mallar bu gibi mallar değil ki on yıl sonra satınca para etsin ve alıcı bulsun. 



VEFA VE EŞEK HİKAYESİ


Rahmetli Doğan Cüceloğlu bir sohbette şöyle bir yaşanmış hikaye anlatır. Eskiden ve şimdide geçim sıkıntı olan yerlerde hala böyle cereyan eder olay. Bir ailenin bir eşeği varmış. Daha yavruyken almışlar. Küçükken sevmişler, yetişkinliğinde ise işe koymuşlar. Aradan yıllaaar, yıllar geçmiş. Eşek kocamış. Kocayan ve iş yapamayan eşeklerin bakım masrafını ev sahipleri üstlenmek istemiyorlar. Adettendir, götürüp uzak bir yere seyipleyirlar. Yani kurtların kuşların yemesine terk ediyorlar. Bu ailenin eşeğide kocayıp, -yük taşıyamayacak duruma gelmesinden dolayı- fayda yerine - yem yiyecek olması dolayısıyla - zarar getirir olduğu için bir karar verilmesi lazım… Aile büyüğü diyor ki, “bu akşam aile meclisi toplanıp, eşek için bir karar alalım…” Aile Meclisi toplanıyor ve yapılan müzakereler sonucu bir karar alınıyor. Karar: “Eşek seyiplenmeyecek; ölene kadar beslenmesi ve gerekli olan bakımı sağlanacak.” Gerekçe: “O eşek bize yıllarca emek verdi, hizmet etti. Yükümüzü taşıdı işimize yaradı.İnsanın karar verirken tek kriteri yarar ve zarar olamaz; VEFA da bir insan için ahlaki bir erdemdir.” 





Rahmetli (Nazeyin)Abuseyif amcayı severdim. Bir sohbette, kolundaki saatin taa 1960 larda alındığından bahsetti. Arkasında tren olan saatlerden… Bu saati bugünün insanı koluna takmaz. Satacak olsan birileri ya alır yada üç beş kuruş verir böyle bir saate. Fakat bir babanın yarım asırlık, elli altmış yıllık saatine o aile açısından paha biçilir mi? 


Yine benzer bir örnek. evde kutuları karıştırırken rahmetli babamın 30-40 yıl önceki bir camı çatlamış bir gözlüğüne rastladım. Sanki o an zaman durdu. Yada ben zamanda geriye doğru yolculuk yaptım. O anki duygularımı ifade edecek sözcük bulamıyorum. O saat yada gözlüğe, üç beş kuruşluk sadece cam, metal ve plastik diye bakabilmek mümkün mü?


Bende bu kullandıklarımı, eskiliğine, kocamışlığına, bozukluğuna bakmaksızın şimdilik evimde, ileride de -benim olmadığım bir dünyada- kamusal olan köyün yada Ober-Ramstadt Derneğimizin bir odasında, bir büfede “20-30 yıl bize (yüz binin üzerine resim) resim ve (onlarca saatin üzerinde video)videoları ile -Hayatımızı film yaparak-hizmet eden makineler  işte bunlar,” diye muhafaza edilmesini tasarlıyorum. Bu gibi hatıralar insanları maziye, köklerine bağlar. Onlarda bir süreklilik duygusu uyandırır. Vefa ve sadakat duygusunu harekete geçirir… Maziyi hatırlatan bu tür sembollere verilen kıymet, -yaşayan-insanın kendisini de kıymetli hissetmesine sebep olur. 


Bu sözler- aykırı düşünenler için- bir işe yarar mı? Sanmıyorum. A. Baltaş, “düşünceler inanç haline dönüşmüsse, bunları değiştirmek, atomu parçalamaktan daha zordur,” der. Duyarlı ve sorumlu bir insana düşen ise, bütün bunlara rağmen bu inanç kalelerinden hiç değilse bir gedik, yeni bir pencere, ufuk... açabilme gayretinde olmasıdır. Bizde bunu yapmaya çalışmaktayız.



22 Eylül 2021
A. Sevim

GEÇMİŞ YILLARDAKİ, FOTOĞRAF MAKİNESİ KAMPANYALARI AŞAĞIDAKİ LİNKTEDİR.

http://www.aliseydi-sevim.com/haber_detay.asp?haberID=1649 


Sponsorlar - Fethiye'nin Dünyaya Açılan Penceresi




  |  Bu haber 2596 defa okunmuştur.

YARDIMLAR  KATEGORİSİNDEN HABERLER

Fethiye Cem Evine Sabitlenecek Masa Alım Kampanyası

Fethiye Cem Evine Sabitlenecek Masa Alım Kampanyası Fethiye Cem Evine Sabitlenecek Masa Alım Kampanyası

Doğan KOÇ'un Buzdolabı ve Güneş Enerjisi Kampanyası

Doğan KOÇ'un Buzdolabı ve Güneş Enerjisi Kampanyası Doğan KOÇ'un Buzdolabı ve Güneş Enerjisi Kampanyası

Doğan Koç'un Anfi Ses Cihazı Kampanyası

Doğan Koç'un Anfi Ses Cihazı Kampanyası Doğan Koç'un Anfi Ses Cihazı Kampanyası

Fotoğraf Makinesi Kampanyası ( 2008-2012-2015 )

2008 – Ahmet ASLAN: 400 EURO

2008 – Diğer arkadaşlar: 600 EURO

2008 – Toplam: 1000 EURO

Bitti

2012 - Seyit  ÇAĞLAR : 30 Euro  

  2012 - Aliman SEVİM : 40 Euro

  2012 - Ali ASLAN : 10 Euro

  2012 - Hasan AĞKAYA : 20 Euro

  2012 - Ali ALTUNOK :20 Euro

  2012 - Ali İhsan GÜLER : 50 Euro

  2012 - Metin ÖKSÜZ : 30 Euro

  2012 - Naki ÖKSÜZ : 20 Euro

  2012 - Rıfat ÖKSÜZ : 50 Euro

  2012 - Hüseyin ÖKSÜZ : 50 Euro

  2012 -Murat İLHAN

           (Zeynal oğlu):50Euro

  2012 - Fatma İLHAN

           (Hasan Kızı):10 Euro

  2012 -Zeynep KORYÜREK:20 Euro

  2012 - Elif GÜN :10 Euro

  2012 - Piri İlhan

          (Minnet oğlu):30 Euro

  2012 - Hüseyin YILMAZ

         (Güldalı oğlu):30 Euro

  2012 - Turabi TEMİZ : 20 Euro

  2012 - Hikmet GÜLER : 40 Euro

  2012 - Hüseyin İLHAN

           (İbrahin oğlu):20 Euro

  2012 - Hasan ÇEVİKER : 10 Euro

  2012 - Zeynep GÖÇER : 20 Euro

  2012 - Necmettin ÖKSÜZ : 20 Euro

  2012 - Sultan AKKOYUN: 50 Euro

  2012 - Ali Ekber PEKTAŞ : 20 Euro  

  2012 - Yusuf ALTUN  : 20 Euro

  2012 - Mehmet İNCE : 15  Euro

  2012 - Mustafa(Vaylo)

             OLGUN:50 Euro

  2012 - Ahmet OLGUN : 50 Euro

  2012 - Hasan AKŞAHİN :10 Euro

  2012 - Aliseydi UÇAR : 50 Euro

  2012 - Veli ÇAĞLAR  : 10 Euro

  2012 - Fahri ÖKSÜZ  : 20 Euro

  2012 - Kasım YILMAZ : 50 Euro

  2012 - Kadir ÇAĞLAR : 20 Euro

  2012 - Hasan AKŞAHİN

             DEDE:10 Euro

  2012 - Hacı ÖZSEVİM : 20 Euro

  2012 - Duran AYDOĞAN:30 Euro

  2012-Hüseyin Rahmi

          ÖZTÜRK:50 Euro

  2012 - Ahmet ÖZTÜRK (Köln):30 Euro

  2012 - Vahap ÇEVİKER :10 Euro

  2012 - Kenan GÜVERCİN : 10 Euro

  2012 - Sezai ALTUN : 10 uro

  2012 - Bektaş AKŞAHİN : 20 Euro

  2012 - Veli İLNCE : 10 Euro

  2012 - Ziyade ŞENKAYA : 10Euro

  2012 - Hasan KARAGÖZ :10 Euro

  2012 - Hasan AKDOĞAN : 10 Euro

  2012 - Hüseyin AKDOĞAN 10 Euro

  2012 - Turan GÖÇER : 10 Euro

  2012 - Cengiz SEVİM : 20 Euro

  2012 - Bektaş Hacı AKŞAHİN:10 Euro

  2012 - İsmail AĞKOÇ : 20 Euro

  2012 - Aliekber AKKAYA : 20 Euro

  2012 - Erdinç ASLAN : 10 Euro

  2012 - Ali ARKADAŞ :10 Euro

  2012 - Hasan (Fikriye)

             ÖZACAR:20 Euro

  2012 - Ahmet KAYGUSUZ

           (Arguvan’lı):10 Euro

  2012 - Avades ALTUN

            ( Der. Bşk.):50 Euro

  2012 - Havaşin MARKET

             (Arguvan’lı):20 Euro

  2012 - Hasan ÖKSÜZ : 10 Euro

  2012 - Haydar ER

            (Müslüm oğlu):50 Euro

  2012 - Tamam SOFU :10 Euro

  2012 - Musa ÇİFTÇİLER: 10 Euro

  2012 - REISE BIRO

     Firat, Ober-Ramstadt :20 Euro   

  2012 - Vahap ASLAN(Culfalı): 30 Euro

  2012 - EURO SÜPER MARKET

             DARMSTADT:20 Euro

  2012 - Hüseyin ER (Köln) : 50 Euro

  2012 - Vedat ÇALIŞKANOĞLU: 5 Euro

  2012 - Kamber ÇAKMAK : 5 Euro    

  2012 - Hüseyin AYDOĞDU

            (Şahin oğlu): 50 Euro

  2012 - Meliha YÜCEL : 50 Euro

  2012 - İsmail SEVİM

  (Haydar oğlu): 20 Euro

  2012 - Necati-Zekine KILIÇ :20 Euro

  2012 - Erdal ÇALIŞKANOĞLU: 20 Euro

  2012 - Hüseyin ÇALIŞKANOĞLU

           (Süleyman oğlu) : 20 Euro

  2012 - Yılmaz GÜLER: 20 Euro

  2012 - Mehmet AKDOĞAN:20 Euro

  2012 - Bektaş ile Hünkar

             ALTUN: 80 Euro    

  2012 -  TOPLAM : 1915 EURO  

   Bitti

2015 - Eski bozulan makinenin

           sigortasından alınan:75 EURO

2015 – Aliseydi KARGIN : 50 EURO

2015 – Erdoğan BIÇAKCIOĞLU : 50 EURO

2015 – Sefa ALTUN : 50 EURO

2015 – Murat İLHAN

(Sarhoş amcanın torunu):50 EURO

2015 – Abbas PEKTAŞ

(Yusuf oğlu): 50 EURO

2015 – Yusuf ALTUN : 30 EURO

2015 – Merdan ŞENOL : 50 EURO

2015 –  Hasan ALTUNOK

(Hüseyin&Hatice oğlu) : 20 EURO

2015 – Abbas KORYÜREK : 30 EURO

2015 – Hasan KARAKOÇ

 (Donjuan'ın oğlu) : 20 EURO

2015 – Piri SOFU : 10 EURO

2015 – Haydar GÜN : 50 EURO

2015 – Hacı ÖZSEVİM : 25 EURO

2015 – Abbas ÖZSEVİM : 25 EURO

2015 – Ali Ekber AKŞAHİN : 20 EURO

2015 – Veli İNCE : 10 EURO

2015 – Ali Agırdemir (Köln): 50 EURO

2015 – Kasım YILMAZ : 50 EURO

2015 – Hüseyin YILMAZ

(Filip - Fattey bibini torunu):50 EURO

2015 – Hüseyin ÇİFTÇİLER : 50 EURO

2015 – Avades ALTUN : 50 EURO

2015 – Ali İhsan UÇAR : 25 EURO

2015 – Seyit ÇAĞLAR : 20 EURO

2015 – Hüseyin AKKAYA

( Yeter Oğlu) : 20 EURO

2015 – Piri İLHAN : 50 EURO

2015 – Haydar ER : 50 EURO

2015 –  Hüseyin ÇAVUŞ

(Igdırlı):10 EURO

2015 – Naki ÖZSÜZ : 20 EURO

2015 – Mesut  İLHAN : 20 EURO

2015 – Hüseyin ÖKSÜZ

(Naki oğlu) : 20 EURO

2015 – TOPLAM : 1075 EURO

Bitti

2012 - Sayfası…

2015 Sayfası…



DUYURU TAKVİMİ

HARİTA: MALATYA FETHİYE

Aliseydi SEVİM Aliseydi SEVİM
Hele bakın gömleğimiz ne taraftan yırtılmış?
Aliekber Pektaş Aliekber Pektaş
Gül-güle büyük, efsane insan, lider: Fidel Kastro
Seyit Çağlar Seyit Çağlar
DAR AGACINA ASTILAR SEYIT RIZAYI,NEYLEYIM – Seyit ÇAĞLAR

LUZÜMLÜ TELEFONLAR



Kınay Çiçekcilik: 0 422 323 86 76
Kınay Çiçekcilik: 0 542 368 10 03

Karmen Çiçekcilik:0 422 323 10 84
Karmen Çiçekcilik:0 542 210 16 69

Sahan Yemek: 0 422 325 29 30
Sahan Yemek:0 530 227 02 79

Orhan Yemek: 0 422 336 88 22
Orhan Yemek: 0 533 720 20 09

Gülüstan(Sevim) Kuaför: 0 422 322 81 65
(Aliseydi) Karakaş Emlak: 0 422 324 20 60

Yazıhan Belediyesi: 0 422 751 40 54
Kaymakamlık Makamı: 0 422 751 42 12
Yazıhan Maliye: 0 422 751 41 12
Yazıhan Tapu: 0 422 751 42 00
Yazıhan Hastahane: 0 422 751 41 05
Yazıhan Nüfus: 0 422 751 42 30

Ziraat Bankası /Yazıhan:  0 422 751 44 03
Emlak / Nihat GÜLER: 0 422 325 15 34
Mobil: 0 532 794 24 02

Yazıhan Emlak / Kaya Emlak
Süleyman KAYA: 0 537 380 05 04

MASKİ
Malatya Su İdaresi
Arıza: 185
Genel Müd. :377 74 44
444 51 44

Elektrik Arıza
444 91 86

Telefon Arıza ve Bilgi
444 1 444

İnternet Arıza

444 1 375







FACEBOOK

Sık Sorulan Sorular

Sitemizin güncellenmesi devam etmekte.

2011 yılından bu güne kadar olan veriler işlendi; Açılmayan videoların sebebi, o videoların bulunduğu hesabımızı Youtube’nin silmesinden dolayıdır.

2011 yılı öncesine ait olan verilerin işlenmesi zaman alacak. Fakat hemen hemen geçmişe ait olan resimlerin tamamının kopyası var. Yakında onların tamamına nasıl ulaşacağınız açıklanacaktır.

Aradığınız eski haberleri bulmak için: Sayfamızın üst ve alt kısmındaki menüde “Arşiv” linkini tıklayınız. “Anahtar Kelime” karşılığına aradığınız haber başlığından bir iki kelime yazın, “Haber Ara” yı tıklayın.

Aradığınız kelime başlıkları sıralanacaktır. Büyük harfle aradığınızı bulamazsanız, küçük harflerle yazın.

Başka bir yolla “Google” ye yazıp arayın. Google sitemizdeki haberi bulur. Bütün bunlara rağmen aradığınız bulamazsanız,

Sitemizin alt ve üst kısmındaki "İletişim" menüsünü tıklayıp, bana mesaj gönderiniz.

Yazar isimlerinin sıralanması otomatik olarak, en son yazan yazarın en üste gelmesi şeklinde oluşmaktadır

Site Sloganımız: 2005 - 2020

2005 &  2020
www.aliseydi-sevim.com
aliseydisevim@gmail.com 

Otobüs Seferleri

                     OTOBÜS SEFERLERİ

         MALATYA                               FETHİYE

                                                          06,10

          07:15                                       08:30

          09:45                                       11:00

         13:30                                        14:45

         16: 00                                       17:00

         18:30                                        19:45

Tüm videolar

  Prof.Dr. Sinan CANAN
 

Prof.Dr. Sinan CANAN

İzlenme:4946

   
  Mutlu Olmak: Özgür Bolat at TEDxIhlasCollegeED
 

Mutlu Olmak: Özgür B

İzlenme:5064

   
  Prof. Dr. Acar BALTAŞ
 

Prof. Dr. Acar BALTA

İzlenme:4568

   
  DOĞA İÇİN ÇAL 4 - ALYAZMALIM SELVİ BOYLUM - HD
 

DOĞA İÇİN ÇAL 4 - AL

İzlenme:14906

   

Ayın Şiiri


Şerefle bitirilmesi gereken en asil görev hayattır.


Bir lokma ekmek ( ve zevk) için şerefini çiğnetmeye;


bir anlık eğlence için servetini tüketmeye,


bir zamanlık mevki için el ayak öpmeye,


insanları ezip geçmeye,


günlük menfaatler için onurunu terk etmeye,


bir kısım insanlara kızıp


tüm insanlara düşman olmaya değmez bu hayat!



Can Yücel


Mydeign Haber Temaları -http://habersitesikur.tk

Fethiye'nin Dünyaya Açılan Penceresi
Ekstrafikir.com mydesign haber temasıdır.