Derdiyoklar

     Fikret Otyam'a göre

     Derdiyok Ali Ekber Aydoğan'ın Özgeçmişi


"Türkülerle Gömün Beni" adlı esere emek verenler: Önce Aşık Zamani, Rahmetle anacağım Aşık Mahsuni kirvem ve rahmetle andığım Vedat Gönyol hocamın katkıları nı unutamam. 1993 yılının Haziran sonunda , değerli yönetmenim Sinan Çelik'le kasete girme hazırlığı yaparken, rahmetle andığım Hasret Gültekin geldi, eseri ona dinletince beğendi  ve  şelpe çalmak için geleceğim diyerek ayrıldı. Gidiş o gidiş bir daha dönmedi  Hasretciğim, ama kalplerimizde sonsuza  kadar yaşayacaktır. Bu eseri ölümsüzlüğe taşıyarak , ödüller alan sevgili Güler Duman'a ve emeği geçen herkese canı gönülden teşekkür ederim..

Ali Ekber Aydoğan

Derdiyok.

Kaynak: Türkülerle Gömün Beni

Sayfa:145

TÜRKÜLERLE GÖMÜN BENİ

Bir gün mutlak öleceğim,

Türkülerle gömün beni.

Size veda edeceğim

Türkülerle gömün beni

 

Sazımı astım duvara

Yalnız kalsın bahtı kara

Vasiyetim tüm dostlara

Türkülerle gömün beni

 

Muradımı almamışım

Hep ağlayıp gülmemişim

Ağlamasın dostum eşin

Türkülerle gömün beni

 

Derdiyoklar diye diye

Niye doğdum bilmem niye?

Götürün doğduğum yere

Türkülerle gömün beni

 

 

      Anası Arguvan asılı, kökeni Seyit Ali Kızıl Deli Sultan’a dayanan, Fethiyeli Zülfükar’in, Güllü Hatun’dan bir oğlu oldu. Malatya’nın Fethiye beldesi Tenci obasında adını koydular: Ali Ekber Aydoğan…

       Bu Ali ki, ileride DERDİYOKLAR diye namlanacak.

       Seyit Ali Sultan, rivayet olunur ki Hacı Bektaş Veli’nin çok yakını ve yardımcılarından. Buna göre bizim derdiyoklar (bundan böyle onu hep derdiyoklar diye anacağız) ocakzadeler‘den, dede soyundan gelme.

       Yıllar, ama yıllar öncesi Kızıl Deli Sultan, İslamın yayılmasında büyük görevler üstlenmiş, nice savaşlara katılmış,namı taa balkanlara kadar uzanmış, savaşlardan yaralar almış,en önemlisi 90, evet  90 yaşında evlenmesi ve bir oğlunun da olması! Doksandokuz yaşında yukarı Tenci mezrasında yaşama veda ediyor. Yattığı yer insanların ziyaret ve dualar ettiği bir makam, türbe. Bu Büyük Hüseyin ki Derdiyoklar’ın dedesidir.

        Bundan başlayıp gerilere dönende onun babası İbrahim, amcası Mehmet ali. Dedesinin amcasının oğlu adı güzel Hasan Hüseyin, Gaziantep’e yerleşir, çalıp söylemektedir ve dönem taş plaklar dönemidir, ardı ardına taş plaklar doldurur, ünü giderek yaygınlaşır; artık o zamanı büyük sanatçısıdır. Antepli Hasan Hüseyin’den birisi etkilenir, yıl 1960’dır, etkilendiği en önemli kişilerden amcası Kazım ve babasının amcaoğlu “ Hüseyin amcası” zakirlik geleneğini sürdürmektedir. Etkilenen çocuk ilkokul yılların da ağabeyleri Mustafa, Ali Asgar’dan esinlenen Ali’dir yani şimdilerin ünlü Derdiyoklar’ı. Kazım can bu yetenekli çocuğun elinden tutar, çalıp okumasını ilgiyle izler, ona güç verir, sahip çıkar ve amcası Kazım’ın bu büyük desteğiyle ilk ürünlerini vermeye başlar. Ve 1971-1972 yılları arası müzik piyasasında yeni bir isim çıkar, bu 45’lik plağın sahibi DERDİYOKLAR'dır.

       Gerisini Derdi yok’ların ağzından dinleyelim: ilk plağımın çıktığı o dönemlerde ilk kez elektro bağlama, gitar, basgitar, klavye ve bateriyi bir araya getirerek modern folk disko folk şimdiki adıyla rack türünü başlattım diyebilirim. 1974 yılında Almanya’da kalma hakkını elde ettim ve böylece çeşitli yerlerde ardı ardına konserler verdim ve gazinoların aranır bir sanatçısı oldum. 1975 yılında kafamdaki bir müzik aletini yaşama geçirdim, patentim olan bu üç kollu bir gitardı ve adını koydum: derdiyoklar.1977/1978 yıllarında değerli müzik adamı Arif Sağ ile tanıştım. Onun öğretisi ile daha bilinçli bir çalışmaya girdim, köylüm İhsan Güvercinle ikili oluşturduk, 1979 yılında Arif Hocamın yönetmenliğiyle daha önceki müzik türümü bir kasetle ortaya koyduk. O dönem çok ünlü olan türkü ola firmasının gerçekleştirdiği bu çalışmamız gündemin ilk sırasına oturdu ve türkü ola ile beşer kasetlik bir anlaşma imzaladık; ne ki yedinci kasetten sonra (1986 yılında) İhsan ayrıldı ve kendi ismiyle kaset çıkarmaya başladı. Firmayla anlaşmayı sürdürmek zorundaydım, 12 kaset yaptım ve 15. kasetim yeni deneyimiyle albümün 2005 yılında Özdemir kasetçilik tarafından müzikseverlere sunuldu.

        30 yıllık müzik yaşamımda bu canı mutlu eden ödüller evimin onur köşelerini kapladı. Bana şiir yazma aşkını aşılayan, bu konumda unutulmaz emeği olan Kazım amca’ma, şiirlerimi eleştiren, yol gösteren büyük edebiyat adamı rahmetli Vedat Günyol’a, rahmetlik Seyfi koryürek, rahmetli kirvem âşık Mahsuni şerife değerli Aşık Zamani ve ozan emekçiye şah tuna ile eşi siara Osman dağlı ve bugüne dek bana emek veren kol kanat geren değerli müzik adamlara Arif Sağ, Musa Eroğlu, yavuz top, Sinan çelik,  Çetin Akdeniz’e, çeşitli dönemlerde eserlerimi okuyan İbrahim Tatlıses, Belkıs Akkale, Selahattin Alpay, Sebahat Akkiraz, güler duman, fatih Kısa parmak, Ali Ekber eren, izzet Yıldızhan, Özlem Özdil, özgür Kıyat, Azer Bülbül, Yurt Seven Kardeşler, Deniz Samdereli, Urfa sıra geceleri ve nice sanatçı canlara teşekkür. Ediyorum, saygılarımı sunuyorum… ayrıca nice halk ozanına yıllardır sahip çıkan bu kitabım için yardımlarını esirgemeyen hakka yürüdüğü zaman, bu canın  “Türkülerle gömün beni” eserimle gömülmesini vasiyet eder Fikret Otyam babaya da bir teşekkür yeter mi ola?        

Kaynak: Türkülerle Gömün Beni

Yazıt Yayınları. 2006 Yılı, İstanbul.Sayfa:1

Bu alıntılar, Şubat 2007 tarihinde, Beldemizde bulunan Ali Ekber Aydoğan'dan sözlü izinin dayanarak yapılmıştır.

 Şubat 2007 a.s

 


 


 

 

2005 Yılında düzenlenen  "1. Fethiye Kültür ve Sanat Festivali" ne katılmak iç.in geldiğinde bu resim çekilmiştir.

     Bir uzman diyor ki: Uzun hava ve türküleri çağdaş biçimde yaşam geçiren Derdiyoklar, Yurt içinde olduğu gibi yurt dışında da bunu sürdüren sanatçıdır. Derdiyoklar, Anadolu düğün geleneğini Avrupa'ya yayan, özellikle Almanya'da ve diğer Avrupa ülkelerinde ortaya çıkan yabancı düşmanlığı ile  apaçık savaş veren de Derdiyoklar'dır desek bir gereği ifade etmiş  oluruz... Avrupa'da yaşayan müzik meraklısı Türk gençlerine güç veren, örnek olan Derdiyoklar'ın bu konudaki uğraşları ve inatçı çabalarını unutmamak gerek. Ne mutlu Anadolu evladına.

Gerçeğe hüü!

Kaynak: Türkülerle Gömün Beni

Yazıt Yayınları. 2006 Yılı, İstanbul.Sayfa:3