Arguvan – İsaköy / Gani Baba… 21.07.2012


Açıklama: Arguvan – İsaköy / Gani Baba… 21.07.2012
Kategori: Aktüel
Eklenme Tarihi: 09 Nisan 2013
Geçerli Tarih: 15 Ağustos 2020, 22:12
Site: Fethiye'nin Dünyaya Açılan Penceresi
URL: http://www.aliseydi-sevim.com/yazar.asp?yaziID=771



ARGUVAN iSAKÖY -201221 Temmuz 2012 tarihi Arguvan civarındaki gezimizin duraklarından bir de “İsaköy ve Gani Baba Turbesi” idi…  Gani Baba yatırını ziyarete gitmemiştim. Rahmetli Meral ananın vefati vesilesi ile gitmek istedim, mesai gününe denk geldiğinden gidemedim. Meral ananın kızı, arkadaşımız Leyla’ya bir gün Gani Baba’ya, İsaköy’e gideceğim, hem Gani Baba’nın Türbesinin, hem İsaköy’ün, hemde annen Meral ananın mezarını ziyaret edip, resimleri çekeceğim,” demiştim. Bu gün nasip oldu bu.

İsaköy’ün Arguvan yol ayrımından ayrılan 4 km. olan yolu oldukça bakımsız. Her metre badal…  Köy derli toplu, dağınık değil. Yapılaşmanın görüntüsü güzel. Altyapısının(su kanalizasyon) ne durumda olduğunu bilemiyoruz. Öğrendiğimiz kadarıyla okuryazarlık (yüksek okul ve üniversite diplomalı) oranı, yüksekmiş.

Türbe bakımsız. Karadirek  Turbesi ile kıyasladığımızda Vayloğ Dede’nin ki de Gani Baba’nınki de bakımsız gözükmekte.  Bu Yatırlara ilerde para harcanırken, Türbelerin otontik yapısı muhafaza edilip, ilave mutfak, cem evi, misafirhane vb. olarak genişletilmesi daha yerinde gibi gözükmekte bize. Bizim buradaki Kızıldeli Turbesinin bakımı yapılırken,  ters “u” şeklindeki orjinal kapısı sökülerek yükseltilip, genişletilip dört köşe olarak  ”yeniden” yapılmıştır. Beldemizdeki Abuseyf dede de aynı usul uygulanmış, çimentolar ile taşların üzeri kapatılmıştır.

Oysaki Tekke, Zaviye ve Yatırlarda genellikle uygulanan dar ve alçak olarak yapılan kapılardaki hikmetlerden biri: “Pir, Derviş… ulu bir şahsiyettir, onun huzuruna benliğini harap etmiş bir insan olarak, başı dik kibirli bir duruş, kabadayılanma… gösterisinden uzak, benliğini bilmiş, hak’ta yok etmiş, fakri fukara gibi, ben hiç’im, huzuruna sende, senle bir olarak var olmak için geldim diyen bir boyun eğişin, tevazunun saygının arzı, suretinin tesisidir.(Kısa ve dar olan kapıdan başını,  boynunu eğerek girerken, “başım yoluna, belden eğilirken “tenim tenine” sıkışarak canı cefaya sokarak geçerken canım çanına,” kurban, der gibi…)

 

Kapıları bu bozuşumuz, “yüzyılımızın bir kısım insanındaki” dört kapı, kırk makamdan hem bihaberligin, hemde daha birinci makamda iken “kırk birinci(?!)” makamda kendini gören bir kibrin, büyüklenmenin dışa vurumudur  kanımızca.

Bize bu yöreleri gezme ve çekimleri yapma imkanını sağlayan amcam oğlu Yusuf CANLIBAY’a teşekkür ederim.