1 Mayıs 2016 İşçi ve Emekçilerin Birlik ve Dayanışma Günü


Açıklama: 1 Mayıs 2016 İşçi ve Emekçilerin Birlik ve Dayanışma Günü
Kategori: Aktüel
Eklenme Tarihi: 02 Mayıs 2016
Geçerli Tarih: 02 Temmuz 2020, 10:23
Site: Fethiye'nin Dünyaya Açılan Penceresi
URL: http://www.aliseydi-sevim.com/yazar.asp?yaziID=2093



1 Mayıs 2016 İşçi ve Emekçilerin Birlik ve Dayanışma Günü -  Bayramı bütün emekçiler kutlu olsun.


1 Mayıs İşçi ve Emekçi bayramının anlam ve önemi bütün basın ve yayın organlarından yıllardır yazılıp çizilmekte. Merak edenler  Wikipedia Ansiklopesinden öğrenmek iin bu satırı tıklayabilir.


Bizim için ( Fethiye’li işçiler ve buradaki bir dönemin idarecileri ve halkı açısından) 1 Mayıs’ın anlam ve önemi ne yahutta ne idi?..


Her yerde olduğu gibi bizim içinde 1 Mayıs Emekçilerin Birlik ve Dayanışma Günü -  Bayramı idi… Birlik ve dayanışmada, bilinen çağdaş usul sendikalaşmak, örgütlenmelerle daha bir mümkün hale gelmektedir.


İşte Fethiye’de bir dönem zurnanın zırt dediği yerde (örgütlenme-sendikalı olma ve işveren karşısına bir güç olarak çıkabilme) burası!..


Belediye kurulunca sendikalı, yani  örgütlüydük… Fakat 2004’de seçilen, “Bir daha doğacak olsam Fethiye’de doğmak isterdim - Allah yazdı ise bozsun -, Ben Fethiye sevdalısıyım(?!)” diyen kişi ve mahiyetindekiler( mahiyetindekiler diyorum, çünkü olar kağıt üzerinde meclis üyesi, halkın temsilcisi fakat, fiiliyatta ise birinin mahiyetindekilerdi) seçilince her şey sil baştan yapılmaya çalışıldı ve on yıl hır gür ile geçti.


Zatı muhterem narsisti… Sendika bana ne karışır? diyordu. Devlet verdiği ödeneğin bir kısmını maliye ve sigorta ödenekleri olarak nasıl alır? Mümkünse bu yolu kapatmalı, değilse minimize etmeli, diyordu. Yani ücreti az, sigortayı az, vergiyi az ödemeli diyordu.


Narsizmin en başat belirtisi, kafasındaki kurguyu realite, gerçek sanması. Böyle gelmiş, böyle gidecek sanması. Her şeye her zaman hakim ve her zaman muktedir olacağına kendini inandırmasıdır. Buda kendi kendisini belediye, kendisini Fethiye, kendisini devlet, hatta kendisini evren sanma gafletine zorluyordu onu...


Sendikalı olduk diye zorla istifa ettirildik, haklarımıza el konuldu, horlandık, kovulduk, sövüldük, dövüldük ve adliyelik olduk… Yani yaşanalar ayıptı, yanlıştı, çinkindi ve günahtı!


Bu gün “Bir daha doğacak olsam Fethiye’de doğmak isterdim - Allah yazdıysa bozsun -, Ben Fethiye sevdalısıyım(?!)” diyen kişi ve mahiyetindekiler, idarede değiller - çok şükür! Fakat, biz hala bir belediyedeyiz. Biz yine sendikalıyız ve örgütlüyüz. Biz sözleşmemizi Başkanla yaptıktan sonra objektiflere poz veriyoruz ve başkanımız “Allah Hayırlara vesile etsin, Allah utandırmasın,” diye dua ve temennilerde bulunuyor, sözleşmeden dolayı bize.


Sendikalı olmak ve  sendikal etkinliklere katılmak doğal bir olay, Fethiye’den 4 km. ötede ki Yazıhan’da…

*           *          *

2000’le doğan çocuklar, ilerde dedelenin çizdikeri bu kara tablolarına bakacak, anlamakta ve bu çirkinliği yorumlamakta zorlanacaklar ve “Dede, inancımız Aleviliğe, ideolojimiz solculuğa, yarım asrını (medeniyetin beşiği kabul edilen) Avrupada yaşamış bunca Fethiyeliye ve şu kadar yıllık metropellerde yaşamana ve  çocuklarını okutup, üniversitelerde diplomalı yapmana rağmen bunun ( yaptıklarının) makul bir gerekçesi var mıydı? diye soracak(lar) vicdanen, kendilerine…


Dede(ler)’ susup biraz uzaklara baktıktan sonra, başkaca bir yanıtın onu (yeni yetmeyi) tatmin edemeyeceğini düşünürken gözleri yerde, belkide: “Kuruyasıca huyum buydu, evladım, başka türlüsü elimden gelmezdi...” diyecek(ler).


1 Mayıs 2016 İşçi ve Emekçilerin Birlik ve Dayanışma Günü -  Bayramı bütün emekçiler kutlu olsun.


Not: Saat:15:30’dan sonra ünlü sanatçı Servet KOCAKAYA sahne aldı. Bir müziğini kaydettikten sonra meydandan ayrıldım.Birinci müzik videonun sonunda. Mitingde benim video makinemi verdim arkadaşlara resmimi çekmeleri için, bir buçuk resim ekmişler. Biri, kırmızı ayakkabım, birini de simit yerken. Fotoğraf makinesini götürmedim, resimleri de video makinesi ile çektim.