|
28 Ağustos 2008
|
Bu gün, merhum Doğan
GÖÇER'in senesi ve mezarının yapılması dolaysı ile, ailesi Cem
Evinde bir yemek verdi. Merhuma tanrıdan rahmet, kederli
yakınlarına sabır başsağlığı dileriz.
|
|
|
|
Hamit hocanın yazısına
dair, haberimizin kulisinden notlar.
Geçen
Cumartesi günü merhum Hasan ÖZDEMİR’in yemeği vardı. Onu
çekerken çocukları, babamın vefatında çektiğiniz remi internette
gördüm. Mezarını yaptırdık, mezara da gidecek misin? dedi. Bu
cümle bana üstü örtük bir teklifmiş gibi geldi. “Tabii,” dedim.
“Başka bir işimde var, gideceğim.” Avades evinin resmini
istemişti. Viyana’dan mezar resimleri ile ilgili bir talep vardı
ve Öksüzler ile Güvercinlerin Mezarlığının albümü yoktu
sitemizde. Saat 13:00(bir). Öğlen sıcağında Avades’in evinin
resmini çektim, mezarlıklara oradan gitmek için tepenin aşılması
lazımdı. Tepeye çıktım, nefes nefese kaldım. Öyle bir soluyorum
ki, tepede bir soluklanırken, kendi nefesimin sesini hoparlörden
yüksek sesle çıkar gibi işitiyorum. Bende kalp rahatsızlığı
olsa, bu tepede düşecek olsam, üzerimde çep tlf. Yok. Ancak
tepeden aşağıya doğru birkaç kez, imdat diye bağırırım, diye
düşünüp, kendi kendime gülüyorum… Mezarlıkları da çektim eve
geldim. Atletim, gömleğim terden yamyaş… Pazar günü her yanım da
bir kırgınlık, bir kırgınlık; çünkü Cumartesi güneş vurmuş beni.
Yazıhan Festivalinde, Canan’ın videosunu
çekmek istiyorum. Elimdeki fotoğraf makinin zomu yok sayılır,
biraz yaparsam görüntü oldukça bozuluyor. Dolaysı ile bir metre
kadar mesafeden çekmek zorundayım… Canan yerinde durmuyor…
Sahnenin alanı geniş. Canan bir uçtan diğer uca gidiyor, bende
bir metre gibi mesafeden Canan’ı peşindeyim, benim arkamda da
bir güvenlik görevlisi aynı hızla beni takip ediyor… Komik bir
durum…
Malatya Çavuşoğlu buğday pazarındaki
garajımızda, ilginç bir tipe rastladım… İlle de bunun resmini
çekmek lazım diye geçiriyorum içimden. Bir tanıdıkla
konuşuyor, fakat adamın beden dili hiç güven vermiyor.
Konuşmalarını dinliyorum adam, “abi gece saat iki, kafayı bir
koydum, burnundan kan böyle fışkırıyor,”diyor. Gerçek mi, taklit
mi olduğu belli olmayan birde silah gösterdi. Fakat ben ille de
gördüğüm bir pozu çekmek istiyorum… Adam boynunu bir uzatıp,
sağa yada sola baktığında omuz, boyun ve kafa öyle bir görüntü
oluşuyor ki bunu, görmeden açıklayabilmek pek mümkün değil.
Konuştuğu adama, “Hıdır abi senin resmini
çekmedim,” dedim, oda, “baba çekte internete koy,” dedi. Bu
adamla kirve diye kucaklaştı. Fakat, istediğim görüntüyü
alabilmem için, karşımdakinin haberi olmadığı bir anda çekmem
lazım. Bilinçli olarak verdikleri pozları çektim; fakat fark
ettirmeden istediğim görüntüyü çekebilmek için makineyi havaya
kaldırdım, bazen gizleyerek bazen açık olarak onları izliyorum.
Bir taraftan da korkuyorum çünkü adamın beden dili hiç güven
verici değil, ya bana da, “ulan burada çengimi oynuyor,” diye
bir kafa atarsa diyorum! Sonunda birkaç poz çektim sitemize
koyuyorum.
Geçen Ramazan ayında yazdım; bu ramazanda
inşaat başladı. Vilayetin önü, kapalı çarşının üstü yapılıyor.
Bu inşaattan da birkaç poz çektim.(Bu cümlemi-ben yazdığım için
yapılıyor- espiri olsun diye yazdım.) Eski köylü garajının oraya
alt geçit yapılıyor. O civarda Sümerbank’ın satılan arazisine
büyük bir çarşı yapılıyor. Malatya belediye binasının yarım
inşaatı tamamlanıyor. O bölge daha da güzelleşiyor.
Hocam mesajınız için
teşekkür eder, ilginizin devamını beklerim. Bu yazım, Ziyaretçi
Defterindeki yazınızın altına sığmadığından haberler bölümüne
koydum. Yaptığımızı Nurullah ATAÇ’ın deyimi ile : “Pek
büyümsemeyin; fakat küçümsemeyin, yeter."
|
|
|
26 Ağustos 2008
|
26 Ağustos 2008 tarihinde, ailesi Merhum Hasan
ŞENOL'un kırkı dolaysı ile Cem Evinde bir yemek verdi.
Merhuma tekrar
tanrıdan rahmet, kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı
dileriz.
|
|
|
26 Ağustos 2008 tarihinde, Birsen ile Garip ARKADAŞ, Hacı
Bektaşi Veli Kültür Vakfı'nın Düğün Salonunda yapılan bir
düğünle evlendiler. Çiftlere ömür boyu mutluluklar dileriz.
Düğünle ilgili video için
tıklayınız.>>> |
|
|
Dün, 23 Ağustos 2008 tarihinde
"Yazıhan Kültür ve Sanat Festivali yapıldı. Festivale katılan
Sanatçılar, yerel sanatçılar idi. Cemal Öztaş. Canan Özacar,
Fatma Şahin... vardı. Cana Özacar'dan iki Cemal Öztaş'tan üç
adet videoyu izleyebilmek için
tıklayınız.>>>
|
|
|
23 Ağustos 2008
|
Geçen Yıl kaybettiğimiz merhum Hasan ÖZDEMİR'in çocukları Ali
İhsan ile Hıdır ÖZDEMİR, babalarının mezarını yaptırmışlar ve bu
gün Cem evinde bir yemek döktüler. Merhuma tekrar tanrıdan
rahmet ve acılı yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.
Talep üzerine Pirililerin
mezarlığında yeni yapılan mezarların resmini çektim ve
Pirililerin Mezarlık albümüne ilave ettim.
Talep üzerine çektiğim Avadis'in
evinin resimleri yan taraftaki albümdedir.
Uzakta görülen inşaat resmi ise, Hasan
PEKTAŞ'ın arsa yatığı ve sattığı tarladaki inşaatların
resimleridir. Yer Köyün üst tarafında, Ziya abi gilin evinin
karşısındaki tarladır.
Buradaki inşaatların
sahipleri Yusuf Kenan DOĞAN ile Fethi HAS'ındır. Fethi HAS Albay
imiş ve bizim köylü Ali Çavuş olarak bilinen zatın oğlu imiş.
Ali Efendi abi bizim akrabamız diyor. Musa ÇİFTÇİLERİN
konağı eskiden onlarınmış.
Öksüzler ile Güvercin''lerin
Mezarlığı yan taraftaki linktedir.
Bu gün "Yazıhan 4. Kültür ve Sanat
Festivali," yapılıyor. Gidebilirsem, haberlerdeki eksik resimler
ile ilave edeceğim.
|
|
|
|
Bu gün saat on bir civarında, Müslüm'in yazısını
siteye henüz koymuştum ki... biri geldi koşa koşa geldi, "acil
servis 112 yi arayalım Mehmet emmi(Yalçın) fenalaştı,"
"Durumu çok kötü," dedi. Ben de haber arıyordum, hemen bir
başsağlığı yazısı hazırladım, çelengini koymak üzereydim ki,
yeni haber geldi: "Mehmet emmi gözünü açtı, gözünü açınca
karşısında Yusuf PEKTAŞ görünce:" "korkma Yusub, ben, iyiyim "
dedi dediler... Yusuf abide derin bir nefes almış Mehmet amcanın
bu sözleri üzerine. Resimde görüleceği gibi iyi tansiyonu yerinde fakat,
bir bitkinlik var üzerinde. Bu haberi okuyan, oğlu Ali'ye haber
vermesin, beni döver... Mehmet amcaya geçmiş olsun der sağlık ve
sıhhat dileriz.
Kızılay'ın "1,000,000 iyi insan
aranıyor" başlıklı Gönüllü Kan Bağısı Kampanyası kapsamında,
belediye başkanı ve personeli kan bağışında bulundu.
|
|
| |
Sevgili Aliseydi,
Ziyaretçi Defterine bir kaç defa denememe rağmen
kaydedemedim
Köln ve Çevresi Fethiyeliler Derneği Sitesisine
yazan
Sevgili Merdan’nın duyarlılığı için teşekkür
ederim.
Şimdi Kanunlarda yeri var veya yok ne fark eder !
O Kanunları çıkaranlar!da ALEVİ ve CEM’E karşı olan aynı
zihniyeti taşıyanlar değimli? İstedikleri zaman istedikleri
kanunları Jet hızıyla çıkaranlar isteseler bir günde bu
kanunları çıkaramazlar mı? Ama iş böyle değil, çünkü ülkemizde
dönen dolaplara, yasa dışı yapılan tüm eylemlere göz yumanlar
bu gidişata dur demeyenler bizlere bu yasakları reva
görenlerdir. Hal böyle olunca bu korkaklık, bu sinmişlik bu
eziklik bizleri maalesef buralara getirdi. Halbuki Aleviler
kendi inançları, kendi yorumları doğrultusunda , Cemleri’nde
Allahın, Muhammed’in ve Ali’nin adını devamlı Zikr eder ve kendi
ibadetlerinin nasıl yapılmasını çok iyi bilirler. Gelin yürekli
Aleviler, yürekli Aydınlar, Cem Yapanlar, Cem Evi Yazanlar,
Semah dönenler, ve Deyiş söyleyenler gelin bu bir suç ise, bu
suçu işlemeye devam edelim bu yutkunma’nın bu ezikli’ğin
yaşadığımız 20.yüz yılın başında bizlere yakışmadığını artık
görelim. Bizler nasıl yetmiş iki Millete aynı nazarda bakıyorsak
bizim çevremizdeki Fethiye ve Alevi Dostları'da bizleri böyle
sevip, böyle sayıp, böyle kabüllenmeli. Küreselleşen Dünyada
bunun başka bir yolu olmadığı'nın örnekleri ortadadır.
Tabiki bazıları bizlere zaman zaman, Avrupadan
konuşmak, yazmak, tavanda su dövmek basit gibi ithamlarda buluna
biliyor ama, ne yapalım şimdi seyircimi kalalım sen Fethiye’ye
kocaman Avrupa’da dahi eşi görülmemiş bir Cem Evi yapacaksın ama
İsim yazma konusuna gelince aman yanlış yaparız aman ayıp ederiz
adına Cem Evi yazmayacaksın. Bu nereye kadar dostlar! bu
ezilmişlik bizleri nereye kadar götürür, kendimize sormamız
gereken soru budur işte . Bu arada duyduğuma göre Tabela tekrar
değiştirilip yerine Cem Evi yazılmış bu bir sevindirici haber.
Saygılarımla
Müslüm Akbaba
Müslüm, ben mailime 21/08/2008
tarihi saat 11:15'den sonra baktım ve mesajını hemen koydum.
|
|
|
|
Köln Derneği Yönetim
Kurulundan Ali Ekber DELİKAYA ile Zeynal AKDOĞAN beldemizde
çeşitli yerleri ziyaret ettiler. Bu ziyaretle ile ilgili
görüntüler yan taraftaki linktedir.
|
|
|
17 Ağustos 2008 |
Bu gün, Özden GÜNEŞ ile Turgay KENKiNKILIÇ(Hasan
GÜNEŞ'in yeğeni) Kızıldeli'de kurban kesip lokma döktüler. Tanrı
dileklerini kabul etsin.
Havalar gündüzleri sıcak;
fakat akşamları rüzgar çıkıyor.. Yani geceleri havalar
serinliyor ve rahat uyunuyor. Balkonu olmayıp içerilerde
yatanlar, ille de pencerelerini açık tutmak zorundalar,
serinlikten yararlanabilmeleri için. Böyle olunca da, içeriler
toz toprak doluyor. Yani hanımlara ilaveten bir iş daha
çıkıyor.Bunalmamak ve rahat yatabilmek için, bu tozlanmayı
isteyerek yada istemeyerekte olsa kabullenmek zorunda
kalıyorsun. Bu hatırıma bir misal getirdi...
Rahmetli Fatma Ağkılınç'ın
yılan korkusu(fobi) vardı. Bir gün bahçede iken, bir yılan
hışırtısı duymuş, siyeç(çalı)lerin arasında. Bir çığırmış,
kendine biraz gelince de, kibriti çakmış, siyecin dibine
atmış... Bahçe yanmaya başlamış, yardıma gelenler, "kız sen ne
yaptın?" "Bir korku yüzünden bahçeyi yakacaktın
demişler..". Fatma abla da, "bahçe yanarsa yılanda yanar
ha," demiş...
Yani bu sıcaklıktan öyle
bunalmışız ki, "biz serinleyelim de, tek içeriler toz toprak
dolsun" diyecek durumdayız...
|
|
| |
Ziyaretçi
Defteri'nin Filtresini aşamadığından,
Usta abi, bu şiiri Ziyaretçi Defterine yazamamış.
Bende buraya koydum.
Kaybolan Yıllar
Oku demiş Allah otur da oku
Birde beyin vermiş kumaş gibi doku
Aklın bulanmış girdap içinde
Dönüp duruyorsun hep aynı yerde
Ben olsam o kalbi söker atardım
Ciğer diye kedilere meze yapardım
Yerlerde sürünür düşer kalkardım
Yürek olsa Fethiyede yaşardım
Anlamadın gitti inadın inat
Bitirsende da artık alamazsın murat
Uyursa insanlar ederiz rahat
Biçaredir Fethiyem kimde kabahat
Kafanda büyüttüğün işlereden yoruluyorsun
Sözün de mi durdu, ne bekliyorsun
Karar vermeğe gelince hep tekliyorsun
Sana en büyük kötülüğü sen ediyorsun
Bu kadar mı zor bir karar vermek
Sevgi değil bu zayıflık demek
Sanmaki amacım yüreğin ezmek
Sevgidir bu emek ister, hemde çok emek
Anlıyorum seni yükseliyorsun tek
Sevgi kölelik değil, mutluluk demek
Yıllarca verdiğin bir sürü emek
Boşa harcanıyor zaman, üretmek gerek
Üretmeden tüketmek, tükenmek demek
Emegin sağolsun gücün bol olsun
Yapılan okul hem de o parklar orada dursun
Yüzelli euro vermedin hala konuşuyorsun
Ustadır bu şimdilik son söz bu olsun
Muhammet Altun <kaeltealtun@hotmail.com> |
|
|
Aliseydi KIZILDERE'nin oğlu
Bektaş KIZILDERE, bu hafta sünnet oldu. Kirvesi Veysel
AKŞAHİN'di. Hayırlı olmasını dileriz.
Hamdi GÜLER(İraaçlı
Hamdi)nin videosunu izlemek için
tıklayınız.>>> |
|
 |
| Melehat KIIZILDERE ile Muharrem DOĞAN,
19 Ağustos tarihinde yapılacak olan bir düğünle evlenecekler.
Çiftlere ömür boyu mutluluklar dileriz. |
|
|
Merhum Ali GÜVERCİN'in Senesi dolaysı ile
aile, Cem Evinde bir yemek verdi.
Merhuma tekrar Tanrıdan rahmet
kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz. Bu yemekten
çekilen video görüntüsü için
tıklayınız.>>>
Ali EROL, yaptırmakta
olduğu evi için bir kurban kesip, lokma döktü. Tanrı
dileğin kabul etsin.
|
|
|
Sultan
ile Ergün |
11 Ağustos 2008 tarihinde, Sultan DİRİCAN ile Ergün KARADEMİR,
Belediyemiz Nikah Salonunda nikahlandı(Bir önceki köyleri
SÜRÜR); Hürriyet
İLHAN ile Giray İLHAN, 13 Ağustos 2008 tarihinde Belediyemiz
Nikah Salonunda Nikahlandılar(Bir önceki köyleri Eğribük);
Çiftlere ömür
boyu Mutluluklar Dileriz.
Not: Önceki köyleri "X" dememizin sebebi, yasal açıdan, çiftler
nerede ikamet ediyorlarsa, oranın mahalli idaresi tarafından
nikahlanmaları gerekiyormuş.
Bu sebepten dolayı ise bu çiftler, önceki ikamet ettikleri
yerden Fethiye'ye naklini aldırdıktan sonra, nikahları
kıyılıyor.
Yani, düne kadar Eğribük'lü olsa
da, nikah yapıldığı gün Fethiye'ye ikamet naklini aldırıyor ve
Fethiyeli olmuş oluyorlar. |
Hürriyet ile Giray |
| |

11 Ağustos 2008
tarihinde, İsmihan ARATEMUR (Turap GÜNAY'ın anneannesi) Hakka yürümüştür.
Merhuma Tanrıdan rahmet,
kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.
***
Merhumun naaş'ı, 12 Ağustos 2008
tarihinde getirilip
Tenci Mahallemizin Mezarlığına defin edildi.
Bu sabah yataktan kalktığımda duvarın, tavanın ve
tabanın yerleri değişiyormuş gibi geldi bana... Kendimi biraz
toplayıp tekrar doğrulmak istedim, her yer dönüyordu ve midemle
başımda bir ağrı, bir ağrı... İşe de gidemedim... Bu vesile
dolaysı ile merhumenin cenaze töreninden resimde çekememiş
oldum.
Resimlerin
yokluğunun gerekçesi bundan ibaret. Bir videoyu ve üç resim
albümünü ilgili kişilerin talebi üzerine genel görünümden
kaldırdım. Her hangi bir albümü oluşturan aileden biri, bu
albümdeki şu, şu... resimleri şu sebepten dolayı sil, diğerleri
kalsın derse, müsait olduğumuz en kısa zamanda bu talebin
gereğini yaparız. Biz hizmet için bu işi yapıyoruz, birilerini
sıkmayı asla düşünmeyiz bile... |
|
|
08 Ağustos 2008 |
Melek ile Gülay
Mercanoğlu 09 Ağustos 2008 tarihinde Nuralibaba'da kurban
kestiler. Tanrı dileklerini kabul etsin.
Merhume Şengül ÇAĞLAR'ın mezarını
eşi yaptırmış. Fethiye dışındaki yakınlarının görmek istemeleri
dolaysı ile bu mezarın resmini, "Şığhasanlılar Mezarlığı"
albümüne koydum.
Merhumenin eşi Süleyman ile
gittim mezara. Süleyman, benim göremediğim toz ve yapıştırıcı
bulaşıkların görüp, süngerle: "ha burası da tozlanmış, ha
burasında da yapıştırıcı lekesi var... geçer dedi
mezarcı, geçer..." diyerek mezarı bir silişi vardı ki
görmeliydiniz! Sanki sevgilisinin gözünden kenara taşmış sürmeyi,
dudağındaki ruju... bir an önce, kimse görmeden silip düzeltmek
ve sevgilisinin güzelliğine
helal gelmesini istemeyen bir aşık gibiydi...
Aman ha aman... sevgilinizi yaşarken böyle
sevin... Yoksa mermerlere toz kondurmayıp, onları aşındıracak
kadar silseniz de, bir anlamı olmuyor!
Nazaret abinin evinin resimleri
yan taraftaki linktedir. |
|
| |
Sevgili Fethiyeliler ve Dostlar
Köln Fethiye Dernegi olarak,
Ober-Ramstadt Fethiye Derneginin de destegiyle tüm Fethiye’yi ve
dostlarimizi kucaklayan yeni bir radyo kurduk.
Amacimiz Fethiye üzerinde
olusturdugumuz dayanisma ve birligini, internet ortaminda
gecikmeli de olsa tekrardan gerçeklestirmek istiyoruz.
Bunu geçmise sünger çekip,
yapilan hatalardan ders çikarip, sadece ileriye bakarak yapma
niyetindeyiz.
Bilindigi üzere her sene
geleneksel olarak düzenledigimiz festival araciligiyla
kültürümüzü, degerlerimizi, gelenek ve göreneklerimizi,
türkülerimizi v.s. elimizden geldigince basariyla duyurmaya
çalisiyoruz.
Bunun bir örnegini de köyümüz
insanlari internet ortami araciligiyla çesitli sekillerde
yapmaya çalisiyor.
Köln ve Ober-Ramstadt Dernekleri,
Aliseydi Sevim, Köyümüz Sanatçilari, Ümit Özaçar’in Facebook
Fethiyeliler grubu kurmasi, Yusuf Arslan ve diger sayamadigimiz
köylülerimiz gibi.
Bizler de bu hizmetlere ilave
olarak basinda belirttigimiz gibi tek bir radyo çatisi altinda
tekrardan birlesmeye ve akabinde Fethiye’mizi ve insanimizi
ulasabildigimiz her eve kadar tanitma amaciyla bir ay önce ise
koyulduk.
Bunun gerçeklesmesi ve nihayete
erdirilmesi için sizin de manevi desteginize ihtiyacimiz var.
Baska memleket insanlarinin internet ortaminda yaptigi gibi
desteginizle bizde bunu basarabiliriz.
Bizlere bu dogrultuda desteginizi
esirgemeyeceginizi umut ediyor ve sizleri Malatya Fethiye
temsilcisi olan radyomuza bekliyoruz. Ayrica ulasabildiginiz
dostlara birlik ve dayanisma çagrimizi ulastirir ve onlari
davet ederseniz fazlasiyla sevindirirsiniz.
Bugüne degin bizlerden destegini
esirgemeyen dostlarimiza ayrica tesekkür ederiz.
Saygilarimizla.
Köln ve Cevresi Fethiyeliler
Dernegi
Yönetim Kurulu Adina
Baskan : Hikmet ÖZILHAN
MalatyaFethiye FM internet
adresi:
ttp://www.malatyafethiye.de
|
|
| |
Değerli Dostlar
Eğer uygun görürseniz
sizlerle Fethiye'deki bu son gelişmeleri yani CEM EVİ diye yeni
yapılan Kültür Evine Cem evi Tabelası yazılmaması ve Ezan okunma
konusunda bu siteye sürekli yazan Dostlarla Düşünce ve
Görüşlerimi paylaşmak istedim.
Ben burada geçen Pazar günü
Fethiyeliler Derneğinde bu konuyu açıp bu gidişatın bu toplumu
nerelere götüreceğini anlatmaya çalıştım, tabiki herkes birden
bire Alevi, Aydın ve Demokrat kesili verdi üzerinde durmayıp
konuyu açmassan kimsenin umrunda değil. Neyse bu bir duruş
meselesi ben bir birey olarak üzerime düşen görevin, duyarlı
insanlarla el ele verip bu gibi ciddi konulara dikkat çekmek
gerektiğine inanıyorum.
Bizler Yurt dışında yıllarca
Fethiye için tüm Maddi ve Manevi vermiş olduğumuz bu EMEKLERİ
birilerinin orada CEM evi yazılmasını uygun görmeyip ve Merkezi
Sistem bahanesiyle (doğru yavaş yavaş Şeriatın Merkezine) Ezan
okunmasını içine sindirip, Bürokratlara, Hacı Hoca takımına
şirin görünmesi için vermedik. Benim bir Alevi ve Fethiyeli
olarak kanıma dokunuyor.
Dostlar ben kimsenin
Ezanına, Hacısına, Hocasına ve inancına saygısızlık yapmıyorum
herkes tabi ki inancını inandığı gibi yapmalı ve yapana da saygı
duyuyorum. Fethiye'de ve Fethiye dışında inanıyorum ki bu
toplumun ezici çoğunluğu bu durumdan kesinlikle hoşnut değil amma
bir vurdumduymazlık bir bana necilik almış başını gidiyor.
Ama bize ne oluyor en son
belki 40 veya 50 sene önce yapılan Cemlerden sonra sonra ilk
defa bir CEM evine kavuşuyoruz burada başta Başkanımız olmak
üzere herkesin katkılarına binlerce teşekkür ediyorum.
Ama gel gör ki daha başından
bir korku, bir endişe, bilmem Türkiye Cumhuriyeti yasalarında
CEM Evi ile ilgili alakalı bir madde yokmuş ta falan filan
halbuki Türkiye'nin artık bir çok yerinde bu gibi konulara karşı
Alevi Örgütlerimizin koymuş olduğu tepkilerden dolayı bir
hoşgörü ? ve bir esneklik gösterilmeye başlanmıştır.
Dostlar şu hale bakın
işlediğimiz suça bakın ibadet yapabilirsiniz diyorlar amma adını
koyma diyorlar. CEM evi yazılmamasına çok takıldığımı
zannetmeyin ama bu olması gerekiyor. Tabi ki buda yetmiyor
CEM'in içini doldurmak gerekiyor bu toplumun kesinlikle
yolumuzun yaşatılması konusunda büyük çaba göstermesi gerekiyor
çünkü her konuda olduğu gib Edep Erkan konusunda da çok ama çok
ihtiyacı var diye düşünüyorum. Bir Aydın, Demokrat, Alevi
toplumu olan Fethiye bunu hiç hak etmiyor. Şunu belirtmeden
geçemiyeceğim burda kesinlikle kimse bu yazıyı her hangi bir
Şahıs ve Şahısların üzerine yorumlayıp başka yerlere çekerek bir
pay çıkartıp boşuna zaman kaybetmesin. Buradaki amacım Bağcıyı
dövüp üzüm yemek değil gittikçe güzelleşen Fethiye’mize
yakışanı yapabilmek.
Saygılarımla
Müslüm Akbaba
|
|
|
|
|
Selam Aliseydi
Fethiyede yapilan CEM Evi ile alakali görüşlerimi arz
ettiğim düşüncelerimi ifade eden yazımı, Ziyaretçi
Defterine bir kaç defa denememe rağmen kaydedemedim.
Bende bu yazımı, haberler bölümüne koyman için mail
olarak yolladım.
Saygilarimla
Müslüm Akbaba |
|
|
|
|
Ümran AYDOĞAN İle Ahmet ÖZPOLAT'ın ve
Kübra BOZKURT ile Engin SERÇE'nin
nikahı;
Belediyemiz Nikah Salonunda
kıyıldı.
Çiftlere ömür boyu mutluluklar
dileriz.. Bu gün bir nikah daha kıyıldı; fakat resim çekmemiz
mümkün olmadan aniden gittiler.
Not: Ümran Aydoğan İrfan
Aydoğan'ın kızı. Ahmet Özpolat ise Alican'lı Merhum Bessey
bibinin oğlu.
Kübra kızımız ile Engin'in
ise önceki köyü Kömüşhan'dır.
|
|
|
|
Merhume Ayşe YAVUZ'un üçü dolaysı ile ailesi bir yemek verdi.
Merhumeye tekrar Tanrıdan rahmet kederli yakınlarına sabır
ve başsağlığı dileriz. |
|
|
|
Bu
gün, 06 Ağustos 2008 tarihinde Merhume Bessey ÖZPOLAT'ın kırkı
dolaysı ile ailesi Alican Köyünde bir yemek verdi. Merhumeye
Tanrıdan rahmet, acılı yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz. |
|
|
Şahnur
ile Vahap KOÇ(Sadık KOÇ'un oğlu) 22/07/2008 tarihinde evlendi.
Derya ile Faysal İLHAN, 09 Ağustos
2008 tarihinde yapılacak olan bir düğün sonucunda evlenecekler.
Zeynep ile GÖKHAN, 17
Ağustos 2008 tarihinde İstanbul'da yapılacak olan bir düğün
sonucu evlenecekler.(Zeynep, Cafer DAĞDEVİREN'in kızı)
Yeter ile Aliseydi SARIĞÜL,
05 Ağustos 2008 tarihinde belediyemizde nikahlandılar.(Sarıgüller,
beldemiz insanının yeni komşuları.)
Çiftlere ömür boyu
mutluluklar dileriz.
Not:(Vahap KOÇ'un düğünün tarihi 23
olarak kafamda kalmıştı. 22'sine ise başka bir yere sözüm vardı.
Düğün tarihinin 22 si akşamı olduğunu, 22 si akşamı öğrendim.
Tabii, her şey için geçti. Sadık'ı gördüm mü, utandığımdan
yüzümü şu tarafa çeviriyorum.) |
|
|
|

04 Ağustos 2008
tarihinde, Ayşe YAVUZ (Hüseyin Yavuz'un eşi) Hakka yürümüştür.
Merhuma Tanrıdan rahmet,
kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.
İnternet bağlantısında sorun
olduğundan haber geçikti. Merhume 05 Ağustos 2008 tarihi saat
11:00 civarında Hürriyet Mahallesindeki Mezarlıkta defin edildi.
Saat 12:00'da ise bir yemek verildi. |
|
|
|
Geçen
ay, Grup Mozaik’den Müslim AKBABA, Abuseyin KINIK ile Hamza
AKBABA, bir ilki gerçekleştirdiler… Mehmet Ali
ÇALIŞKANOĞLU'da vardı. Merhum Veli AKKOYUN’un vasiyeti
üzerine, mezarı başında rakı içip, çalıp söylediler. Bu iş
gündüz saat on iki civarında yapıldığından olmalı,
Abuseyif’İ güneş çarptı. Bir iki gün de ancak kendisine
gelebildi… Bu anın resimlerini ben çektim. Video Kamera
görüntülerini ise Aliyar KINIK ile Aslı AKBABA kaydetti. Bu
kameraların DVD’lerini burada bilgisayarımız açmadığından,
Almanya’ya götürdüler. CD’ye aktarıp bana yollayacaklar. O
zaman bu videoları ve resimleri sitemize koyacağım. O zamana
kadarda, bu ilk olayın anlam ve önemine dair bir yazı
yazmayı düşünüyorum. Gurup Mozaik, Güneş TV’de de bir
program yaptı. Iğdır ve Güneş TV çekimlerini de,
bana gönderecekler… Grup MOZAİK’e çalışmalarında başarılar
dileriz.
Site ile
ilgili çalışmalarımız hususunda kimi yüzümüze karşı bunlar, boş iş diyor…
kimileri ise teşekkür ediyor ve izzeti ikramda bulunuyor…
Yaptığımızı kamu hizmeti olarak ta
değerlendiren Aliseydi KARGIN,160 GB(star marka).
taşınabilir bir bir Hd; Hasan ÖZACAR, DVD okuyucu ve
yazıcımız olmadığını bildiğinden, bir adet taşınabilir DVD
okuyucu ve yazıcısı ve Hamza AKBABA ise bir adet 500 gb.
Fujitsi Siemens Marka taşınabilir Hard Disk getirdi. Bu üç hediyede
birinci eldi. Ben talep etmedim, kendileri teklif etti ve
getirdiler. HD, birinci el olması ve markalarından
bahsetmemin sebebi, bunlarda birikecek arşivin Fethiye’nin
görüntülü ve yazılı belgelerinin bir arşivi olacağı için,
uzun süreli dataların muhafazası için kaliteli ve yeni
donanıma duyulan ihtiyacı karşılayacak kalitede olduğuna
dikkat çekmek içindir. Bu abi ve arkadaşlarıma teşekkür
ederim.
Merhum Mehmet AKDOĞAN’ın vefatı
dolaysı ile beldemize gelmiş olan (Dursun oğlu)Müslim AKDOĞAN,
sitemizi takip ettiğini ve iyi bir iş yaptığımızı… vb.
söyledikten sonra, fotoğraf makinemin yetersizliğinden
bahsettiğimi okumuş ve bunun üzerine özelliklerini yaz bana
ver, sana bir makine göndereyim dedi… Bir anlık duraksamamı
fark etmiş olmalı ki, üzerine basa basa teklifini yeniledi
ve bu hususta samimi olduğunu söyledi… Bense samimiyetinden
hiç kuşkum olmadığını ve teklifi ile hakkımızdaki
fikirlerinden dolayı teşekkür ettim. Çünkü, Müslim’den önce
başka birkaç arkadaşım, beldemiz adına yapılan hizmete
bizimde katkımız olsun babında, camera hediye etme sözü
vermişlerdi… Camera, dilimizde hem video kameraya karşılık
geliyor hemde fotoğraf makinesine karşılık kullanılabiliyor.
Bahsettiğim arkadaşlarım, Camera sözcüğünden sanırım,
fotoğraf makinesini kastettiler.
Söz veren arkadaşlarımın isimlerini
vermek onları zorlamak, bu konuda talepkar ve ısrarcı olmak
manasına gelebileceğinden, onların isimlerini yazmıyorum. Bu
bir gönül ve zevk işi… Ben bu işi, bu güdüyle
yapmaktayım; hediyeler elde edebilmek için değil…
Bendeki makine 8 MP. Bir fotoğraf
ortalama 3,5 mb. Bunu resim programı ile siteye eklediğimde
bunların her birinin piksel oranı %95 oranında küçültülüyor
ve 100 kb. boyutuna düşürülüyor.
Videolar içinde aynı şey geçerli.
En son Grup Mozaik’in 33 dakikalık videosu
elime geçmişti. Bu 33 dakikalık video, yaklaşık 2GB idi.
İnternete aktarabilmek için bir program ile sıkıştırılması
gerekiyor. Bu işlemle de, videoların yine %90 oranında
piksel oranı düşürülüyor. Yani 2GB’lık video, 200 MB.
düşürülüp, internete aktarıldı. Bundan sonra, birde internet
sistemi bu kaliteyi düşürüyor… Sonuç olarak bu günkü
teknoloji ile internette, TV kalitesinde video izlenemiyor.
Ama ilerde bu mümkün olabilecek. O zamana kadar, bu video ve
fotoğrafların, işlemden geçmemiş halleri ile muhafazası
gereklidir. İlerde, internet teknolojisi geliştiğinde, bu
video ve resimleri yeniden yükleyip, daha kaliteli olarak
izleyebilmek mümkün olacak. Bahsettiğim Harddiskler bu
maksatla kullanılacak ve elimizde daha iyi fotoğraf ve video
kameralar olduğunda, geleceğe daha iyi ve kaliteli veriler
saklamış olacağız.
Bu hususta benim planım, gelecek yılki festivale doğru bir
fotoğraf makinesi ve bundan daha sonraki aylarda ise HD' li
bir video kamera almak şeklindedir.
Şimdi bazılarınızın hatırına şöyle bir soru gelmiştir: "yahu
alt tarafı bir fotoğraf bir video kamerası için bu kadar
uzun hesap niye yapıyor Aliseydi." diye.. Takip ettiğimim
bir makinenin fiyatı (biri 650.ytl diğeri 950.ytl.
950.ytl olan benim yaklaşık 40 günlük
gelirim. (Fotoğraf Makineleri ile kameralar Türkiye'ye göre
ABD piyasasında %45-50 kadar ve Avrupa piyasasında ise
%25-30 kadar daha ucuz.Yani Türkiye de daha pahalı.)Benim ücretimin, maaşımın alım gücü 2004 Şubat
ayından bu güne, 4,5 yıl( elli dört ay)da nerdeyse,
yüzde altmışın üzerinde düşmüş. Rakamlar mı?
2004 yılı Şubat ayında aldığım maaş 585,00.ytl. 2008 yılı
8.ayı itibari ile maaşım 735,00.ytl.
2004 yılında aldığım 585,00.ytl ile 500 paket 500 gr.lık
Çaykur Çay alınırdı(O zaman bu çay 1. yada 1,1 ytl idi,
şimdi 5 ytl.). Şimdi, 735 ytl ile aynı çaydan 147
paket çay alınabiliyor... Ekmek o tarihlerde yüz kuruş idi.
Şimdi beş yüz kuruş. 5Kğ'lık Ayçiçek yağı o tarihlerde
ortalama 5.00.ytl idi. Şimdi, 25,00.ytl. Yani,benim maaşım
olan 585,00.ytl. ile o tarihlerde 117 tane ayçiçeği
yağı alınabiliyordu. Şimdiki maaşım olan 735,00 ytl ile 29
yada 30 tane alınabiliyor...
Sonuç olarak benim maaşım 4,5 yılda toplam %25; yıllık
ise %5 artmış. 4,5 yılda temel gıda maddeleri ise %400
artmış. Sonucu biraz espri ile bağlayalım. Benim maaşımın
yıllık artışı, 5 kğ'lık ayçiçeği yağı fiyatı tutarında...
Yukarıdaki hesaba göre ben 4,5 yıl önce maaşımla yaklaşık
117 adet yağ alıyordum, şimdi 30 adet. 117 dan 30'u
çıkardığımızda, 87 kayıp farkım var... Her yılki maaş
artışım bir ayçiçeği yağı denginde olduğuna göre, benim
2004'teki 116 rakamına ulaşabilmek için 87 yıl geçmesi
yada 87 yıl daha, yani 2095 yılına kadar yaşamam gerek...
Hemen hatırınıza şunu söylemek gelmiştir: Ne diyelim artık Allah
yardımcınız olsun yada
uzun ömürler versin(!?) (UNDİP) B.M. 2007 Kalkınma
Raporuna göre Türk insanının yaş ortalaması 77'ye yükselmiş.
Benim yaşım 47. Türkiye ortalaması kadar yaşarsam, bu 87
kayıp yağımın, 30 yılda otuzunu daha alabileceğim. 57 tane
alacakla bu dünyadan göçmüş olacağım.
Şimdi üç seçenekli bir soruya cevap bulmakta zorlanıyorum...
Ya bu 87 kayıp yağımın telafisi için Tanrı bana hayırlı ve
133 yıllık bir ömür vermeli; ya işi Allaha havale etmeli
yada....
***
AKP'nin kapatma Davasını görüşen Anayasa Mahkemesi, sonuç
olarak Kapatma ve Başbakana ve bir kısım seçilmişe siyasi
yasak getiren bir karar vermedi. Bu zor bir karardı ve memleket
için yararlı bir karardı.
Ben solcu ve Aleviyim. Söylemeye bile gerek yok "şeriat
devleti"ne karşıyım... vs. Fakat Parti kapatma hususundaki
görüşümün dayanağı "Venedik Komisyonu Kararları"dır. Hiç bir
parti, şiddete karışmadığı ve şiddeti övüp, teşvik etmediği
sürece kapatılmamalı ve bunlar düşünce özgürlüğü kapsamında
değerlendirilmelidir...
Ötesi, yalnızca kendin için özgürlük, hak, hukuk...
istemektir. Değerli yazar Çetin ALTAN'ın, Özal dönemi öncesi
TL.( konvertibl olmadan önce) için bir benzetmesi vardı:
"Han çay markası."
Hanlarda bulunan çay ocaklarının plastik bir örnek pulları
olur, çaycı bunları sayarak, han içerisindeki müşterilerine
dağıtır. Çaycı her çay götürdüğünde bu müşterilerine, çay
sayısı kadar bu pul, markadan geri alır. Hesap günü,
markaları sayarlar, kaç çay tükettikleri tespit edilir ve
bunun bedeli tahsil edilir.
Bu hanın çay ocağının markaları yalnızca, bu handaki çaycı
ile bu hanın esnaf müşterileri arasında geçerlidir... Başka
bir handa, yada her hangi bir yerde geçerli değildir... Yani
bu markaları alıp bakkala gitsen, bir çiklet alamazsın...
Türk parasının, başka bir ülkede geçmediği, konvertibl
olmadığı dönemde, Çetin ALTAN, TL'yi, böylesi bir "Han Çay
Markası" olarak değerlendirir.
Bu örnekten yola çıkan Prof. Dr. Eser KARAKAŞ ise, Türk
Mahkeme Kararlarını, "han çay markası"na benzetir... Çünkü
der, Türk Mahkemesinin verdiği kararların büyük bir
kısmının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden geri döner.
Rusya olmasa, AİHM'de mahkum olmada birinci olacağız, çünkü
Rusya birinci... Beko, Arçelik Avrupa'dan geri dönmez ama
mahkeme kararlarımız, Avrupa'dan geri döner, kabul görmez;
çünkü referansı evrensel hukuk, değerler değildir der... Buna bir
başka açıdan baktığımızda ise hukukumuzun, siyasetimizin,
toplumsal yapımızın, dünyaya bakışımızın ekonomik seviyemizin, gerisinde
kaldığıdır...
Sizce, biz Fethiyelilerin de, "Fethiye ye Hoş Geldiniz"
tabelasının ötesinde geçmeyecek, mahkum edilecek "han çay
markası" türünden duygu, düşünce, ideal ve davranışları yok
mu? Bu soruya olmaz olur mu? var... Ama "han çay markası"
benim duygularım, düşüncelerim, ideallerim değil diğerininki
diyor ve diğeri de aynı şeyi söylüyorsa... Kriter "han çay
markası" değil, "dünya marksı:" AİHM
Karaları, A. İ. H. Sözleşmesi, Paris Şartı... vs.dir.
***
Köln Derneğimiz yeni bir İnternet Web Sayfası(Site) ile
Radyo hazırlamış:
www.malatyafethiye.de ile malatyafethiyeFM ismiyle.
Hayırlı olsun.
www.aliseydi-fethiye.com Fethiye ve Fethiyelinin Sesi
olmak gibi bir misyon üslenmiş olduğundan, bunun gereği
olarak bu site ile radyoyu
www.aliseydi-fethiye.com'un Linkler bölümüne ve radyoyu
da ana sayfaya ekleyeceğiz. Ben Köln'de bir tek site ve
Almanya'da ise bir tek FM Radyo görmek isterim. Yeni bir
site ve yeni bir radyonun varlığını, mevcut siteler ve
radyolar, farklı seslere ve renklere kapısını kapattığında,
bu farklılıklar oralarda kendine yer bulamadığında gerekli
ve hatta zorunlu görürüm...
Havadan
sudan haberlere gelince, havalar gündüzün oldukça sıcak
fakat geceleri rüzgar esiyor. Yani rahat uyunabiliyor...
Önemli bir nokta, hemen hemen hiç sinek yok. Bunu ise
belediyenin bu yılki yaptığı yada yaptırdığı ilaçlamaya
borçluyuz...
|
|
Antalya
Elmalı'da buluna Abdal Musa Türbesinden Umut Ali
ÖZACAR'ın çektiği resimler.
Türbenin içinden çekilmiş 2,5 dakikalık video için
tıklayınız.>>> |
|
|